Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İmkânsız Devlet - Modern Devlet Üzerine

Wael Hallaq’ın kaleme aldığı The Impossible State adlı eserin özet-yorumuna başlarken kavramsal çeviri sorunuyla ilgili bir uyarıda bulunmamız gerekiyor. Kitabın adının Türkçeye “İmkânsız Devlet” olarak tercüme edilmesi hem hatalı hem de zorunludur. Hatalı olması bir açıdan devlet kavramının Türkçede bütün tarihsel siyasi egemenlik türlerini karşılamak üzere kullanılmasıyla ilgili. Atina Devleti, Köktürk Devleti, Emevi Devleti, Osmanlı Devleti, Akkoyunlular Devleti veya Türkiye Cumhuriyeti Devleti gibi. Başka bir açıdansa yazarın ortaya koyduğu “devlet” teorisinin dilsel karşılığının henüz dillere yansımamış olmasından kaynaklanıyor. Bu teoriye göre, Türkçeye doğrudan devlet olarak çevrilen “the state”, alışıldık devlet kavramından farklılaşan pek hususi bir siyasi yapıya tekabül eder. Örneğin Devlet-i Aliyye-i Osmaniye ifadesindeki devlet, kavramsal olarak tutarlı ve olağan iken The Ottoman State, tarihsel bir vaka olarak Osmanlı Devleti’nin en azından ilk 500 yılı için oldukça sorunl...

Gösteriş Kültürü ve Ben Kaygusu

20. yüzyılın başından bu yana sinema, televizyon ve nihayet sosyal medyanın hayatımıza getirdiği yeni bir kültür var: showing off yani gösteriş kültürü. Bu kültürün yüzeyinde kişisel tecrübelerin ve sahip olunan kıymetlerin çevredeki diğer insanların beğenisine ve takdirine sunulma pratiği yer alır. Derinde ise bireyselcilik anlayışının bir dışavurumu olan ben-merkezci hayat tasavvuruyla ilişkili olarak ‘ben’ olarak kurgulanan bir atomik varlığın diğer ‘ben’lere nispetli şekilde varlık gösterme kaygısı ön plandadır. Bu çelişkili durum, yani ‘ben’in bir yandan atomik ve müstağni yapı olarak kurgulanıp diğer yandan var olma hissinin ötekinin ‘salt hayatı’nda yer edinmeye, iz bırakabilmeye koşutlu olması, bireyciliğin yanılsamalarından birini ve bu yanılsamanın yol açtığı yabancılaşmayı açığa çıkarır. Yanılgının kaynağı gerçekte ben’in kurgulandığı haliyle salt bir varlığa sahip olduğu inancıdır. Gerçekte ise olaylar ve ilişkilerin bilinç ve algıya etkisiyle ben’in nitelik ve konumuna i...