Sekülerizm basitçe dinden uzaklaşmak ya da yaşam alanlarını dinden soyutlamak değildir; bunlar olsa olsa sekülerizmin tezahürleri biçiminde değerlendirilebilirler. Müslümanın sekülerleşmesi bahsinde de vakit namazlarının terki, hayatı kuşatan şer’i hükümlerin çeşitli şekillerde ihlali gibi ‘dinden uzaklaşma’ belirtileri, sekülerleşmenin kendisini değil çıktılarını ifade ederler. Sekülerleşme esasen bir zemin kaymasıdır; yaşantının değil, yaşamın anlamsal zemininin değişmesi yani. Yaşantının değişme süreci bunun ardından tabi bir süreç olarak gelir. Bahsi geçen kayma, her türlü ‘diğer’den -bu İslam veya herhangi başka bir paradigmatik yapı olabilir- modern olana doğrudur. Bir yapı olarak Modern ise ilişkileri ve onları kuşatan atmosferi şekillendirip yeniden üreten iki unsurdan müteşekkildir: Kapitalizm ve Devlet (the State). Asıl zorluk bu iki unsurun gereği gibi anlaşılmasındadır zira ne kapitalizm sermaye birikimi ve kârın maksimizasyonu, bu doğrultuda sanayileşme, ucuz iş...