Herbert Spencer’ın hayatı
hakkında kolayca ulaşılabilecek epeyce bilgi bulunduğundan kendisini tanıtma
faslını geçerek şimdilik doğrudan onun davranış ve ahlak ilişkisi bağlamındaki evrim
temelli görüşlerine odaklanacağız. Bunu yaparken okumada ve paylaşmada kolaylık sağlayacağını umarak düşünürün görüşlerini bölümler halinde aktarmayı tercih ettik.
1. Davranış Nedir? - Bir Yöntem Vaz'ı
Spencer, 'iyi-kötü' dikotomisinin davranışla ilişkisini tartışmadan önce davranışın ne olduğu üzerinde durur, nasıl bir bağlam içerisinde anlamına vardığını tartışır. Bunu yapabilmek içinse başlangıçta parça-bütün ilişkisine değinmeyi gerekli görür zira davranış, sebepler ve sonuçlar dizgesinde konumlanmış bir parça olarak ancak bu ilişkinin bütüncül şekilde değerlendirilmesiyle doğru anlaşılabilir. Eğer parça, bütüne nispetinden bağımsız ele alınırsa onun kendisi bir bütün, bir öz( entity) ifade etmek durumundadır. Diğer yandan tek bir eylemi (act) ve kasıtsız, amaçsız eylemler yığınını davranıştan (conduct) ayırmak gerekir. Öyleyse davranış, işbu değillemelerin çizdiği sınırlar üzere, tek bir eylem ya da amaçsız eylemler yığınından ziyade yönelimli, kasıtlı, dolayısıyla iradi bir dizi ardışık eylemi ifade eder. Eylemler arasındaki bağıntıyı sağlayan ve onlara bütünlük veren, amacın ta kendisidir. Hemen eklemek gerekir; ulaşılan tanım itibarıyla davranış insana özgü olmayıp bütün canlıları (living creatures) kapsar.
İkinci olarak, ahlaki yüklem potansiyeli olan ile kendisinde
bu türden bir nitelik aranmayan ‘’alelade’’ davranış arasında bir ayrım
yapılmalıdır. Nitekim biz, örneğin bir şeyler yemek, oda hava alsın diye
pencereyi açmak ya da üşüdüğümüzde üstümüze mont giymek gibi davranışları ahlakla
ilişkilendirmiyor, bu yönde bir kaygı gütmüyoruz. Anlaşılan o ki ahlaki kaydı
olmayan davranış ile ahlaki değer yükü taşıyan davranış arasında aşama içeren bir mesafe
var. Spencer’a göre işbu mesafe, tercih imkânına işaret etmektedir; belli bir
anda, başkasına yönelme imkânı olan bir kimsenin başkaya değil de ‘o’ hedefe
yönelmekle sergilediği davranış ahlaki bir niteliğe sahiptir. Burada davranışla kastedilen salt fiiliyat
değil aynı zamanda fiiliyata konu olan formlardır. Şu halde niyet halindeki
davranış da ahlaki nitelik taşımaktadır. Bu konuya sonraki bölümlerde tekrar döneceğiz.
Gelinen noktada artık ahlaki davranışı inceleyebilmek için onun parça-bütün ilişkisi bakımından konumlanışını hülasa edebiliriz; ahlaki olanını ele alabilmek için bütün insan davranışlarını göz önünde bulundurmalı, insan davranışları hakkında konuşabilmek içinse bütün canlı davranışlarını hesaba katmalıdır. Esasen bu da bir davranışı ele almak için ihtiyacımız olanı, onun içinde bulunduğu bütünlüklü manzarayı yakalayabilmek adına yeterli değildir. Söz konusu manzaraya erişebilmek için, belli bir gelişmişlik seviyesindeki bir türde gözlediğimiz davranışların sadece hâlihazırda sergilendiği şeklinin değil, onları bu düzeye ulaştıran, sebep sonuç ilişkisini içeren diyakronik davranış hiyerarşisinin de göz önünde bulundurulması gerekir. İşbu gereklilik, anlaşılacağı üzere davranışın evrimsel nitelikte oluşundan kaynaklanmaktadır.
Sonraki bölümde davranışın evrimini ele alacağız...
Yorumlar
Yorum Gönder