Önceki bölümde Herbert Spencer'in, insan davranışlarının etik bağlamını soruşturabilmek adına tespit ettiği yöntemsel koşullara değindik. Buna göre, ahlaki davranış hakkında konuşabilmenin öncelikli şartı, davranış dediğimiz eylemler terkibinin mahiyetini açığa çıkarmaktır. Bunun içinse davranışı sergileyen canlının evrim hikayesine odaklanılmalıdır. Çünkü içerik ve nitelik bakımından davranışlar, bunları ortaya koyan canlının yapısal özellikleriyle doğrudan ilişkili olup bunların toplamı o canlının ihtiyaç ve kabiliyet kümesini yansıtır.
Davranışın evrimini açıklayabilmek için yapı (structure),
işlev (function) ve davranış (conduct) arasındaki ilişkinin
belirginleştirilmesi gerekmektedir. Bir davranışın gerçekleştirilmesi, onu icra
eden yapının organlarıyla ve bu organların fonksiyonlarıyla mümkün olmaktadır.
Fonksiyonun tezahürü organların kapasitesine, organların kapasitesi ise yapının
durumuna bağlıdır. Öyleyse, karmaşık süreçler içeren bir davranışın aynı ölçüde
gelişmiş organlara sahip bir yapı tarafından ortaya konulması beklendiği gibi
söz konusu davranışın şimdiki haline evirilebilmesi için öncelikle yapının
evirilmesi zorunludur.
Bu bağlamda, sırasıyla
infusorıum, rotifer ve kafadanbacaklılar örneklerinde yapısal değişimin bir sonucu
olarak davranışın evrim süreci aşamalı şekilde ele alınabilir. Bu süreç
rastlantısallıktan amaçlılığa doğru olduğu gibi çevresel faktörlerin organizma
üzerindeki belirleyici etkisinin ve eylemlerini yönlendirici gücünün
organizmanın etkinliği lehine azaldığı bir seyri ifade eder. Bununla birlikte
söz konusu etkinliğin çevreden bağımsızlaşmak yerine dış şartlara giderek daha
iyi uyum sağlama, eylemleri hayatta kalma –yiyeceğe ulaşma ve tehlikelerden
korunma– amacına uygun şekilde ayarlama biçiminde anlaşılması gerekir.
Eylemlerin
amaçlara göre düzenlenmesi (adjustment of acts to ends) konusunda türleri bir
gelişmişlik hiyerarşisine yerleştirmek mümkün olduğu gibi aynı tür içerisinde
de benzer bir sıradüzenin varlığından söz edilebilir. Türler arasında ya da
aynı tür içerisindeki hiyerarşi, eylem-amaç uyumunun gelişmişliğine atıf yapan
bir neticedir. Yine bir canlının uyum göstermedeki başarısı, onunla aynı ya da başka türden bir canlının bu konudaki başarısızlığını zorunlu olarak
doğurmalıdır. Etçillerin yaşayabilmesi, otçulların ölmesine; bir yavrunun
büyüyebilmesi bir başka yavrunun annesiz kalmasına bağlıdır.
Aynı tür içerisindeki rekabet her ne kadar daha az göze batsa da benzer sonuçlar verir. Güçlü olanlar zayıfların yakaladığı avı ele geçirir, azman olanlar belli avlanma sahalarında tekel kurarak diğerlerini buralardan kovalarlar. Otçul türler içerisinde de bu tür davranışlar gözlenir. Sonuçta türün daha güçsüz üyeleri besin yetersizliğinden dolayı büsbütün çöker ya da tehditlere karşı koyamayacak denli çelimsiz hale gelerek kolayca alt edilirler.
Türler ve aynı türün üyeleri arasındaki rekabet ilişkisi davranış hakkında şu birkaç önermeye ulaştırıyor bizi:
- Davranışın evrim süreci diyalektiktir, karşıt
davranışlardan daha gelişmiş bir davranışa ulaşılır.
- Rekabet sürdükçe türlerin ve dolayısıyla davranışların
evrimi devam edecektir.
- Her davranış eksik evrimleşmiştir; mükemmel davranış, diyalektiğin, dolayısıyla mücadelenin sonlanması anlamına gelir. Bu da mutlak barış ortamını yaratır.
İnsan türü özelinde bu sıradüzen, uygar ırk ile vahşi ırklar arasında kendini gösterir. Besin ve giyecek temini, konut inşası gibi temel ihtiyaçlar başta olmak üzere bunları sağlama doğrultusunda kullanılan yöntemler, karmaşık üretim ve işleme süreçlerinde uygulanan iş bölümü, hammaddenin elde edilmesi ve işlenmiş ürünlerin dağıtımı konularında olduğu gibi çatışma durumlarında benimsenen stratejilerin çeşitliliği ve bütün bu alanlarda günden güne kaydedilen gelişme, eylem-amaç ilişkisi bağlamında uygar insanın geldiği noktayı ortaya koyar. Aynı alanlarda vahşilerin hareket tarzlarını gözlemlediğimizde sözü edilen hiyerarşi açığa çıkacaktır.
Sonraki bölümde iyi ve kötü kavramlarının çağrışımları üzerinde duracak, bunların insan davranışları açısından ne ifade ettiğini konuşacağız.
Yorumlar
Yorum Gönder