Ana içeriğe atla

Evrim ve Etik: Herbert Spencer'da Davranış ve Ahlak İlişkisi - 4) Kritik

 

Herbert Spencer’in Ahlak Felsefesi Hakkında Eleştirel Notlar - 1

Bir üst kavram, bir metafizik unsur olarak evrim ve onun gölgesinde, Batı Uygarlığının zirvede konumlandığı sosyal evrim düşüncesi Herbert Spencer’in ahlak felsefesinin genel çerçevesini oluşturur. İlerleme inancının (evet, o bir inançtır) içkin olduğu bu düşüncenin referansları, tümevarımı çağrıştıran bir yöntemle belli bir dizgede sunuluyorsa da esasen daha başta kurulmuş olduğu izlenimini veren ‘bütün’ü olgusallaştırarak ona meşruiyet kazandırmaya hizmet eden birer enstrüman işlevi görmektedir. Türlere özgü davranışlara örnekler verilip bunların ortak yönlerinin vurgulanması ve nihayet insan davranışlarının da aynı çerçevede ele alınması, William James’in materyalizm eleştirisi bağlamında söylediği şu sözle işaret ettiği indirgeme faaliyetinin bir örneği olarak karşımıza çıkıyor:

‘’İdealler fizyolojinin hareketsiz yan ürünleri gibi görünüyor; daha yüksek olan daha aşağıda olanla açıklanıyor ve sonsuza dek ‘’-den başka bir şey değil’’ muamelesi görüyor. ‘’daha aşağı bir türün bir şeyinden başka bir şey değil…’’ Kısacası sadece katı zihinlerin kendilerini rahat rahat evinde hissettiği bir materyalist evren kalıyor elde.’’

Dikkat edilmesi gereken husus, indirgemenin fayda kavramına olmadığı, esasen fayda kavramının yüzeysel bir ‘hayatta kalma’ söylemine iliştirilmesidir. Söz konusu indirgemenin mahiyetini netleştirebilmek adına ‘fayda hiyerarşisi’ ve ‘yüksek fayda’ kavramlarına başvuracağız.

 

Fayda Hiyerarşisi

Spencer’in vurguladığı üzere bir canlı olarak insan türünün yaşamı koruma ve sürdürmeye yönelik davranışları benimsemesi ve bunları öncelemesi, Spencer’in de bu tutumu etiğin merkezine yerleştirmesi gayet anlaşılabilir görünmektedir. Ancak o, bununla kalmayıp hayvan davranışlarıyla insanlarınkini bir bütün olarak almakta, ayrıca insan davranışlarının tamamının nihai kertede biyolojik ihtiyaçları karşılamaya dönük olduğunu öne sürmekte; alt form olarak düşündüğü türlerle insan soyu arasındaki başkalığı sadece bir evrimsel süreç meselesi haline getirmekte, böylece davranışlardaki farklılıkları bir evrimsel hiyerarşiyle açıklayabilmektedir. Ne var ki bu izah tarzı evrim düşüncesinin nesneler dünyasında karşılık bulabilmesi adına vazgeçilmez bir kavram olan sürekliliği bize sağlayamamaktadır. Spencer’in etik bağlamındaki savlarını meşrulaştırabilmek için örnek olarak verdiği birkaç ilkel ve karmaşık yapılı organizma türünün davranış biçimleri üzerinden insan türünün davranış örgüsünün niteliklerini belirlemesi, düşünsel sıçramalardan sonra ulaşılan hatalı bir genellemenin ötesinde bir değer ifade etmiyor. Onun bu faaliyeti belli bir fayda hiyerarşisi oluşturmaya yöneliktir. Fayda hiyerarşisinin mukavvim unsuru ise fayda ilkesidir. 

             Yüksek Fayda

Açık ve seçik biçimde fayda olarak tespit edebildiğimiz, daha doğrusu böyle oldukları konusunda kolayca anlaşmaya varabildiğimiz davranışlar belli bir düzeyde yoğunlaşır. Bunlar dahi kimi zaman, başvurulan fayda ilkesine yani yüksek fayda anlayışına göre uzlaşma konusu olmaktan çıkabilirler. Ancak ve ancak belli bir ideolojik pencereden bakıldığında görülebilir olan uygarlık ve ilerleme nazariyeleri, ahiret tasavvuru içeren inançlar ya da mistik anlayışlar farklı fayda ilkeleri sunar bize. İşbu ilkeler, günlük fayda anlayışını da şekillendirici bir etkiye sahiptir. Bir ideoloji olarak evrimcilik de (evolutionarism) –evrim (evolution) değil- müdafilerinin, bilimsel faaliyetlerin aydınlatmakta yetersiz kaldığı uzak geçmişe ait oluşlardan insan yaşamının biyolojik olmayan sahalarına ve henüz tecrübe etmediği gelecekteki varsayımsal öğelere yönelik hükümler verebildiği bir fayda ilkesi olarak yerini alır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Muhafazakâr Feminizmi

 Bu yazıda Türkiye'de 2000'li yıllardan itibaren gelişmeye başlayan, günümüzde dikkate şayan bir etki alanına erişen, teşhisinde geç kalınmış bir gölge ideolojiyi, muhafazakâr feminizmini anlatacağım. Gölge ideoloji diyorum zira bu feminizm türünün bütünlüklü, derinlikli ve özgün bir ajandası yok; onun yerine başka ideolojilerin, amaçların, ajandaların gölgesi niteliğinde olup onlara hizmet etmekten başka işlevi bulunmamaktadır. Muhafazakâr feminizmi, diğer feminizm türleriyle benzer şekilde, Batı’dan gelen neoliberalizm rüzgarından ciddi şekilde etkilenmiş, neoliberal değerler muhafazakâr feministleşmesinin temel dinamiklerini teşkil etmiştir. Bireycilik , birbirini besleyen başarıcılık ve kariyercilik , bu yolda benimsenen performansçılık ve rekabetçilik , insani ilişkiler ve evlilik de dahil olmak üzere yaşamın her alanına ve aşamasına maliyet ve fayda hesabıyla yaklaşan ‘ homo economicus ’ zihniyeti, girişimcilik ve görünürlük yoluyla kendini var etme anlayışı ve kaygıs...

İbn Haldun Üniversitesinde Kemalizm Hortlağı

  Geçtiğimiz 29 Ekim’de (2025) İbn Haldun Üniversitesi ana kampüsteki erkek öğrenci yurdunun pencerelerinden birine kalpaklı Mustafa Kemal resmi asıldığı görüldü. Bu münasebetsizlik haliyle bazı öğrencilerde rahatsızlığa yol açtı. Rahatsızlığın nedeni genel itibariyle bu eylemin geleneksel düşmanlıkları geri çağıran bir nitelikte olmasıydı. Ancak bu tür çağrı ve çağrışımlara derhal kapılmayıp meselenin arka yüzüne eğilmeyi daha sıhhatli buluyorum. Böylece Müslümanların kuvvet ve kabiliyetlerinin kör dövüşlerinde ve gölge bokslarında israf edilmesine mani olunabilir.  Milliyetçiliğin İki Hâli  Halihazırda Türkiye’de iki tür milliyetçilik var; 1) Merkezde, Bonapartizmin güdümündeki şovenist küçük burjuva milliyetçiliği  2) Çevrede, Kemalizmin hayaleti olarak hortlayan tepki milliyetçiliği. Cumhuriyet Türkiyesi’nde milliyetçilik/nasyonalizm, Kemalist kadronun iktidarı ele almasından itibaren uzun bir süre merkezin ideolojisi olarak kaldı. Millet-egemenlik-devlet kav...

Mektuplar 4

Bu mektupta evlilik hakkındaki güncel üç soruya cevap vermeye gayret edeceğim: 1- Evliliği bekleyen tehlikeler ve tehditler nelerdir? 2- Evlilik yolunda bir erkeğin odaklanması gereken temel kriterler nelerdir? 3- Kimle evlenilmez? Karamsarlıkla gerçekçilik arasında ince bir çizgi vardır. O çizgiyi ihlal etmeyi göze almak pahasına evliliğin ve ailenin karşı karşıya olduğu tehlikeleri yapısal düzeyde sıralayacağım: Modern eğitim, hukuk, ekonomi, toplumsal yapı, ana akım ve sosyal medya, modern şehir yaşamı ve tabi bütün bunlarla sarmaş dolaş bir ilişki içerisinde olan neoliberalizm.  Modern Eğitim Modern eğitimin iki temel işlevi vardır:  1- sekülerleştirici modern devlet ve toplum ideolojisini nesle aşılamak 2- kamu ve özel sektör alanlarında istihdama elverişli eleman yetiştirmek Dolayısıyla modern eğitimin tornasından geçmiş insanların duygu ve düşünce dünyasına güçlü bir sekülerleşme tohumu ekilmiş, zihinlerinde istihdam ve kariyer odağı geliştirilmiştir. Sekülerl...