Herbert Spencer’in Ahlak Felsefesi Hakkında Eleştirel Notlar
- 1
Bir üst kavram, bir
metafizik unsur olarak evrim ve onun gölgesinde, Batı Uygarlığının zirvede
konumlandığı sosyal evrim düşüncesi Herbert Spencer’in ahlak felsefesinin genel
çerçevesini oluşturur. İlerleme inancının (evet, o bir inançtır) içkin olduğu
bu düşüncenin referansları, tümevarımı çağrıştıran bir yöntemle belli bir
dizgede sunuluyorsa da esasen daha başta kurulmuş olduğu izlenimini veren ‘bütün’ü
olgusallaştırarak ona meşruiyet kazandırmaya hizmet eden birer enstrüman işlevi
görmektedir. Türlere özgü davranışlara örnekler verilip bunların ortak yönlerinin
vurgulanması ve nihayet insan davranışlarının da aynı çerçevede ele alınması, William James’in materyalizm eleştirisi bağlamında söylediği şu sözle işaret ettiği
indirgeme faaliyetinin bir örneği olarak karşımıza çıkıyor:
‘’İdealler fizyolojinin
hareketsiz yan ürünleri gibi görünüyor; daha yüksek olan daha aşağıda olanla
açıklanıyor ve sonsuza dek ‘’-den başka bir şey değil’’ muamelesi görüyor. ‘’daha
aşağı bir türün bir şeyinden başka bir şey değil…’’ Kısacası sadece katı
zihinlerin kendilerini rahat rahat evinde hissettiği bir materyalist evren
kalıyor elde.’’
Dikkat edilmesi gereken
husus, indirgemenin fayda kavramına olmadığı, esasen fayda kavramının yüzeysel
bir ‘hayatta kalma’ söylemine iliştirilmesidir. Söz konusu indirgemenin
mahiyetini netleştirebilmek adına ‘fayda hiyerarşisi’ ve ‘yüksek fayda’
kavramlarına başvuracağız.
Fayda Hiyerarşisi
Spencer’in vurguladığı
üzere bir canlı olarak insan türünün yaşamı koruma ve sürdürmeye yönelik
davranışları benimsemesi ve bunları öncelemesi, Spencer’in de bu tutumu etiğin
merkezine yerleştirmesi gayet anlaşılabilir görünmektedir. Ancak o, bununla
kalmayıp hayvan davranışlarıyla insanlarınkini bir bütün olarak almakta, ayrıca
insan davranışlarının tamamının nihai kertede biyolojik ihtiyaçları karşılamaya
dönük olduğunu öne sürmekte; alt form olarak düşündüğü türlerle insan soyu
arasındaki başkalığı sadece bir evrimsel süreç meselesi haline getirmekte,
böylece davranışlardaki farklılıkları bir evrimsel hiyerarşiyle
açıklayabilmektedir. Ne var ki bu izah tarzı evrim düşüncesinin nesneler
dünyasında karşılık bulabilmesi adına vazgeçilmez bir kavram olan sürekliliği
bize sağlayamamaktadır. Spencer’in etik bağlamındaki savlarını
meşrulaştırabilmek için örnek olarak verdiği birkaç ilkel ve karmaşık yapılı
organizma türünün davranış biçimleri üzerinden insan türünün davranış örgüsünün
niteliklerini belirlemesi, düşünsel sıçramalardan sonra ulaşılan hatalı bir
genellemenin ötesinde bir değer ifade etmiyor. Onun bu faaliyeti belli bir fayda hiyerarşisi oluşturmaya yöneliktir. Fayda hiyerarşisinin mukavvim unsuru ise fayda ilkesidir.
Yüksek Fayda
Açık ve seçik biçimde
fayda olarak tespit edebildiğimiz, daha doğrusu böyle oldukları konusunda
kolayca anlaşmaya varabildiğimiz davranışlar belli bir düzeyde yoğunlaşır.
Bunlar dahi kimi zaman, başvurulan fayda
ilkesine yani yüksek fayda anlayışına göre uzlaşma konusu olmaktan çıkabilirler.
Ancak ve ancak belli bir ideolojik pencereden bakıldığında görülebilir olan
uygarlık ve ilerleme nazariyeleri, ahiret tasavvuru içeren inançlar ya da
mistik anlayışlar farklı fayda ilkeleri sunar bize. İşbu ilkeler, günlük fayda
anlayışını da şekillendirici bir etkiye sahiptir. Bir ideoloji olarak evrimcilik
de (evolutionarism) –evrim (evolution) değil- müdafilerinin, bilimsel
faaliyetlerin aydınlatmakta yetersiz kaldığı uzak geçmişe ait oluşlardan insan
yaşamının biyolojik olmayan sahalarına ve henüz tecrübe etmediği gelecekteki
varsayımsal öğelere yönelik hükümler verebildiği bir fayda ilkesi olarak yerini
alır.
Yorumlar
Yorum Gönder