Ana içeriğe atla

Bir Tirandan Hükümet Dersleri - Pasifleştirme

Bir dönem Atina tiranı olan Peisistratos'un (MÖ 600-527) halkı idarede başvurduğu birkaç ustaca yöntemden bahsedelim. Birkaç yıl arayla, ilkinde devrilen, ikincisinde kendi isteğiyle yönetimden çekilerek Atina’dan ayrılan Peisistratos on bir yıl sonra şehre tekrar döner ve verdiği askeri mücadeleyle iktidarını yeniden tesis eder. Üçüncü döneminde ömrünün sonuna kadar iktidarda kalan mahir tiran, halkın çoğunluğu tarafından sevilir ve desteklenirdi. Elbette halk nezdindeki itibarı İktidarının sağlam olmasında önemli bir etkendi. Bunun yanında şehrini ve insanlarını tanıyan, geçmişte yaşanan karmaşalardan dersler çıkaran Peisistratos, hüküm sürdüğü düzenin devamını sağlamak adına bazı tedbirlere başvurmayı ihmal etmedi. Ki bunlar, onun hükümranlığını müstakim kılan asıl unsurlar olacaktır.

İlk hükümet dönemi bir darbeyle sonlanan ve nihayet bir darbeyle başa geçen Peisistratos, potansiyel muhalefeti bir askeri darbeyi mümkün kılacak en önemli araçtan yani silahtan yoksun bırakmak adına öncelikle halkın elindeki silahları topladı. Böylece olası bir kargaşa yahut iktidar mücadelesi baş gösterdiğinde ahalinin savaşçı güç olarak meydana çıkma imkânı kalmayacak, tiran kendi silahlı adamlarıyla kalabalıkları kolayca dize getirebilecekti. Daha sonra insanların mümkün mertebe tarımsal üretim ve şahsi geçimle meşgul olmasını sağlayarak hem vergi gelirlerini azami düzeye çıkarmış hem de onların politikayla uğraşacak artı zamana ve zihin konforuna erişmesini önlemiş oldu. Yine böylece tarlalarında ziraatla meşgul olan ahali şehre gelerek burada oyalanmaya, dolayısıyla ‘’Ne olacak bu memleketin hali?’’ sorusuyla başlayan lakırdılara vakit ve imkân bulamayacaktı. Ayrıca taşrada yaşayanlar arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için buralara gezici yargıçlar göndererek sorunların yerinde çözülmesini, böylelikle taşralının şehre uğrama gerekçelerinin ortadan kalkmasını temin etti. 

Peisistratos’un uyguladığı yöntemlerin gayesini bir cümleyle özetlemek mümkündür: Sıradan insanların şehre/polise dair konularda teşebbüs istidadını ortadan kaldırmak, yani halkın politikleşerek yönetimle ilgili meselelerle uğraşmasını, böylece idare tarzından kaynaklanabilecek rahatsızlıkların ve şikayetlerin örgütlü muhalefete dönüşmesini önleyerek iktidarını emniyette tutmak. İşbu cümle de tek bir sözcüğe indirgenebilir: Pasifleştirme.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Muhafazakâr Feminizmi

 Bu yazıda Türkiye'de 2000'li yıllardan itibaren gelişmeye başlayan, günümüzde dikkate şayan bir etki alanına erişen, teşhisinde geç kalınmış bir gölge ideolojiyi, muhafazakâr feminizmini anlatacağım. Gölge ideoloji diyorum zira bu feminizm türünün bütünlüklü, derinlikli ve özgün bir ajandası yok; onun yerine başka ideolojilerin, amaçların, ajandaların gölgesi niteliğinde olup onlara hizmet etmekten başka işlevi bulunmamaktadır. Muhafazakâr feminizmi, diğer feminizm türleriyle benzer şekilde, Batı’dan gelen neoliberalizm rüzgarından ciddi şekilde etkilenmiş, neoliberal değerler muhafazakâr feministleşmesinin temel dinamiklerini teşkil etmiştir. Bireycilik , birbirini besleyen başarıcılık ve kariyercilik , bu yolda benimsenen performansçılık ve rekabetçilik , insani ilişkiler ve evlilik de dahil olmak üzere yaşamın her alanına ve aşamasına maliyet ve fayda hesabıyla yaklaşan ‘ homo economicus ’ zihniyeti, girişimcilik ve görünürlük yoluyla kendini var etme anlayışı ve kaygıs...

İbn Haldun Üniversitesinde Kemalizm Hortlağı

  Geçtiğimiz 29 Ekim’de (2025) İbn Haldun Üniversitesi ana kampüsteki erkek öğrenci yurdunun pencerelerinden birine kalpaklı Mustafa Kemal resmi asıldığı görüldü. Bu münasebetsizlik haliyle bazı öğrencilerde rahatsızlığa yol açtı. Rahatsızlığın nedeni genel itibariyle bu eylemin geleneksel düşmanlıkları geri çağıran bir nitelikte olmasıydı. Ancak bu tür çağrı ve çağrışımlara derhal kapılmayıp meselenin arka yüzüne eğilmeyi daha sıhhatli buluyorum. Böylece Müslümanların kuvvet ve kabiliyetlerinin kör dövüşlerinde ve gölge bokslarında israf edilmesine mani olunabilir.  Milliyetçiliğin İki Hâli  Halihazırda Türkiye’de iki tür milliyetçilik var; 1) Merkezde, Bonapartizmin güdümündeki şovenist küçük burjuva milliyetçiliği  2) Çevrede, Kemalizmin hayaleti olarak hortlayan tepki milliyetçiliği. Cumhuriyet Türkiyesi’nde milliyetçilik/nasyonalizm, Kemalist kadronun iktidarı ele almasından itibaren uzun bir süre merkezin ideolojisi olarak kaldı. Millet-egemenlik-devlet kav...

Mektuplar 4

Bu mektupta evlilik hakkındaki güncel üç soruya cevap vermeye gayret edeceğim: 1- Evliliği bekleyen tehlikeler ve tehditler nelerdir? 2- Evlilik yolunda bir erkeğin odaklanması gereken temel kriterler nelerdir? 3- Kimle evlenilmez? Karamsarlıkla gerçekçilik arasında ince bir çizgi vardır. O çizgiyi ihlal etmeyi göze almak pahasına evliliğin ve ailenin karşı karşıya olduğu tehlikeleri yapısal düzeyde sıralayacağım: Modern eğitim, hukuk, ekonomi, toplumsal yapı, ana akım ve sosyal medya, modern şehir yaşamı ve tabi bütün bunlarla sarmaş dolaş bir ilişki içerisinde olan neoliberalizm.  Modern Eğitim Modern eğitimin iki temel işlevi vardır:  1- sekülerleştirici modern devlet ve toplum ideolojisini nesle aşılamak 2- kamu ve özel sektör alanlarında istihdama elverişli eleman yetiştirmek Dolayısıyla modern eğitimin tornasından geçmiş insanların duygu ve düşünce dünyasına güçlü bir sekülerleşme tohumu ekilmiş, zihinlerinde istihdam ve kariyer odağı geliştirilmiştir. Sekülerl...