Ana içeriğe atla

Palyatif Toplum ve Tedaviye İkna Teşebbüsleri


    ''Umutsuz vaka'' addedilen ağır hastalara yapılan acı dindirici müdahalelerin bütününe palyatif uygulama denir. Artık tedaviden ümit kesilmiş, daha doğrusu gelinen noktada bilinen tedavi yöntemlerinin faydasızlığına ve artık yapılabilecek tek şeyin hastayı rahat bir ölümle buluşturmak olduğuna kanaat getirilmiştir. Bu tanıma göre palyatif uygulamaların iki temel özelliği vardır:

1-     1-  Tedavi çabalarının sona erdirilmesi,

2-     2-   Bedeni uyuşturucu, zihne konfor sağlayıcı yöntemlere başvurulması.

               

    Bu özellikler, palyatif toplumda iki tavra denk düşer:

1-     1- Yaşanmakta olan sosyal sorunların yol açacağı çürümeye ve bunun davet ettiği nihai çözülmeye karşı çaresiz kalınması, onun da ötesinde esaslı bir çareye yönelik arayışların son bulması,

2-       2-  Bütün imkân ve kuvvetin toplumu çözülmeye götüren fikri ve ahlaki salgınlara karşı indi, yüzeysel, oyalayıcı, ortadan kaldırıcı değil örtücü ve yadsıyıcı faaliyetlere sevk edilmesi.

                                                                                 Amaç ise salgınların yol açtığı dehşet ve acıların daha az hissedilmesini sağlamaktır. Konfor yani kaçış alanlarının sürekli genişletilmesi, uzlaşmacı yaklaşımlarının dört bir yandan telkin edilmesi; sivil otoritelerin, entelijansiyanın ve psikoloji, sosyoloji, edebiyat, felsefe, ilahiyat, tarih gibi ilimlerin bu uğurda seferber edilmesi palyatif uygulamalar cümlesindendir. Diğer yandan küçük esnaf çeteleleri, sektörel hesaplar, kitle partilerinin homo-consumer haline getirilmiş yığınlardan oy devşirme kaygısı, ethos fetretine doğmuş nesillerin ilke-gaye yoksunluğu ve oportünizm, mevcut gidişatın sürdürülmesi adına tölerans eşiğini fevkalade yükselten bazı etkenlerdir. Alanın ve verenin razı olduğu bir münasebetten söz ediyoruz. Elbette, rıza imalatının nasıl yapıldığına da ayrıca değinmek faydalı olabilrdi, ancak şimdilik bu bahsi erteliyoruz.

 Hülasa, Artık bağımlısı olduğu aklı izale eden ağrı kesicilerin etkisi altındaki bir hastaya durumunun ciddiyetini anlatmak ve onu cerrahi müdahaleye ikna etmeye çalışmak ne denli abesle iştigalse, palyatif toplumda sürünen ve sürüklenen yığınları sancılı ancak hayat kurtarabilecek değişimlere ikna etmeye yönelik teşebbüsler de o ölçüde safdilliktir. 

Yorumlar

  1. Problemleri çok güzel izah ediyorsunuz, teşekkürler. "Bu da okuyanın marifeti olsun," demeyecekseniz, sonraki yazılarınızda "ne yapmalı?" sorusuna da değinmeniz faydalı olur.

    YanıtlaSil
  2. Dönüş için teşekkürler. İnşallah.

    YanıtlaSil
  3. Konfor alanlarının genişletilmesi uğruna "sivil otoritelerin, entelijansiyanın ve psikoloji, sosyoloji, edebiyat, felsefe, ilahiyat, tarih gibi ilimlerin" seferber edilmesi faslının; her alanın kendi içerisinde incelenmesi ve sahih bilgi/bilimin ortaya çıkması önem arz etmektedir kannımca. Biliyoruz ki bu alanlar, toplum inşası yolunda ciddi manipülasyonlara uğramış ve sarih bilgi halktan saklanmıştır. Bir okuyucunuz olarak meselenin bu yönünü daha geniş okumak isterim kaleminizden.

    YanıtlaSil
  4. Bedri Gencer'in, yeni nesillerin bilgiyle ilişkisi bağlamında güzel bir teşhisi vardı şu minvalde: Bugünün gençliğinin iki temel krizi var;
    1-Neyi bileceğim?
    2-Bildiğimle ne yapacağım?

    Kanaatimce bizim esaslı bir bilme problemimiz yok. Esas problemimiz bilince dairdir. Tarihte hiç olmadığı kadar bilme imkanına sahibiz. Zikredilen alanlara dair o kadar çok malumat var ki erişebileceğimiz.. Dolayısıyla herhangi bir saklamanın söz konusu olduğunu düşünmüyorum. Örtülü bir hakikat varsa o örtüyü kaldırmak hiç olmadığı kadar kolay fertler için. Öyleyse fertler ilgilenmiyorlar demek icap ediyor. İşbu ilgisizliğin kabataslak bir izahını yukarıda yapmaya çalıştım. Diğer yandan, elbette bu alanlarla iştigal etmek de lazım geliyor. Ancak ne şekilde? Hangi espriye/ruha binaen? Seferber edilenlere sorulursa cilt cilt cevap yazabileceklerdir, bundan eminiz.

    YanıtlaSil
  5. Toplumun hatta toplumların bir uyuşturulma halinde olduğu bariz ancak bu hastanın ölümü ne zaman ve nasıl olacak belirsiz veya belki de bu hasta bitkisel hayattadır diyebiliriz ancak Araplarda bir söz var "devamul hali minel muhali" bir durumun sürekli devam etmesi imkansız olan şeylerdendir, öyleyse bu uyuşukluk öyle veya böyle bir ölüme gidecek veya ölüm yoluyla uyanmaya.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Muhafazakâr Feminizmi

 Bu yazıda Türkiye'de 2000'li yıllardan itibaren gelişmeye başlayan, günümüzde dikkate şayan bir etki alanına erişen, teşhisinde geç kalınmış bir gölge ideolojiyi, muhafazakâr feminizmini anlatacağım. Gölge ideoloji diyorum zira bu feminizm türünün bütünlüklü, derinlikli ve özgün bir ajandası yok; onun yerine başka ideolojilerin, amaçların, ajandaların gölgesi niteliğinde olup onlara hizmet etmekten başka işlevi bulunmamaktadır. Muhafazakâr feminizmi, diğer feminizm türleriyle benzer şekilde, Batı’dan gelen neoliberalizm rüzgarından ciddi şekilde etkilenmiş, neoliberal değerler muhafazakâr feministleşmesinin temel dinamiklerini teşkil etmiştir. Bireycilik , birbirini besleyen başarıcılık ve kariyercilik , bu yolda benimsenen performansçılık ve rekabetçilik , insani ilişkiler ve evlilik de dahil olmak üzere yaşamın her alanına ve aşamasına maliyet ve fayda hesabıyla yaklaşan ‘ homo economicus ’ zihniyeti, girişimcilik ve görünürlük yoluyla kendini var etme anlayışı ve kaygıs...

İbn Haldun Üniversitesinde Kemalizm Hortlağı

  Geçtiğimiz 29 Ekim’de (2025) İbn Haldun Üniversitesi ana kampüsteki erkek öğrenci yurdunun pencerelerinden birine kalpaklı Mustafa Kemal resmi asıldığı görüldü. Bu münasebetsizlik haliyle bazı öğrencilerde rahatsızlığa yol açtı. Rahatsızlığın nedeni genel itibariyle bu eylemin geleneksel düşmanlıkları geri çağıran bir nitelikte olmasıydı. Ancak bu tür çağrı ve çağrışımlara derhal kapılmayıp meselenin arka yüzüne eğilmeyi daha sıhhatli buluyorum. Böylece Müslümanların kuvvet ve kabiliyetlerinin kör dövüşlerinde ve gölge bokslarında israf edilmesine mani olunabilir.  Milliyetçiliğin İki Hâli  Halihazırda Türkiye’de iki tür milliyetçilik var; 1) Merkezde, Bonapartizmin güdümündeki şovenist küçük burjuva milliyetçiliği  2) Çevrede, Kemalizmin hayaleti olarak hortlayan tepki milliyetçiliği. Cumhuriyet Türkiyesi’nde milliyetçilik/nasyonalizm, Kemalist kadronun iktidarı ele almasından itibaren uzun bir süre merkezin ideolojisi olarak kaldı. Millet-egemenlik-devlet kav...

Mektuplar 4

Bu mektupta evlilik hakkındaki güncel üç soruya cevap vermeye gayret edeceğim: 1- Evliliği bekleyen tehlikeler ve tehditler nelerdir? 2- Evlilik yolunda bir erkeğin odaklanması gereken temel kriterler nelerdir? 3- Kimle evlenilmez? Karamsarlıkla gerçekçilik arasında ince bir çizgi vardır. O çizgiyi ihlal etmeyi göze almak pahasına evliliğin ve ailenin karşı karşıya olduğu tehlikeleri yapısal düzeyde sıralayacağım: Modern eğitim, hukuk, ekonomi, toplumsal yapı, ana akım ve sosyal medya, modern şehir yaşamı ve tabi bütün bunlarla sarmaş dolaş bir ilişki içerisinde olan neoliberalizm.  Modern Eğitim Modern eğitimin iki temel işlevi vardır:  1- sekülerleştirici modern devlet ve toplum ideolojisini nesle aşılamak 2- kamu ve özel sektör alanlarında istihdama elverişli eleman yetiştirmek Dolayısıyla modern eğitimin tornasından geçmiş insanların duygu ve düşünce dünyasına güçlü bir sekülerleşme tohumu ekilmiş, zihinlerinde istihdam ve kariyer odağı geliştirilmiştir. Sekülerl...