Ana içeriğe atla

Yeni Propagandist ve Onun Ethos Bükücülüğü

 

                                                   

‘’Propaganda does exist on all sides of us, and it does change our mental pictures of the world.’’


1928’de ilk kez yayımlanan Propaganda adlı kitabında Edward Bernays, modern zamanlarda doğan bir kitle yönetim mekanizması olarak görünmez hükümetten (invisible government) bahseder. Hoş, insan çokluğunun bulunduğu her zaman ve her yerde onun varlığından söz etmek bize göre mümkün. Ancak Bernays’ın da işaret ettiği üzere modern zamanlarda basının gelişmesi, parlamenter rejimlerin boy göstermesi, nüfusun pek uzun olmayan bir zaman diliminde görülmemiş biçimde katlanması ve tabi endüstri devrimiyle birlikte metanın hem çeşit hem de miktar olarak fevkalade bollaşmasıyla bu görünmez hükümete duyulan ihtiyaç iyiden iyiye artmıştır. Öyle ya, kimi seçeceğiz? Kime güveneceğiz de haberleri ondan alacağız? Neyi tüketeceğimize nasıl karar verecek, bunca ürün arasında nasıl tercih yapacağız? İşte görünmez hükümet, bizi bu hengâmeden kurtaran, binlerce kafa karıştırıcı seçeneği bizim adımıza eleyerek geriye bir veya birkaç tanesini bırakan kolaylaştırıcı, zihinlerimize konfor ve emniyet bahşeden bir mekanizma ya da mekanizmalar bütünüdür. Dini, siyasi, felsefi, ideolojik veya bunların bütününü indinde mezcetmiş kanaat önderleri; mesleğinde duayen addedilen tıp doktoru, terapist, ekonomist, hukukçu ya da tarihçiler; popüler gazete, dergi, radyo veya TV kanalları ve dahası, işbu mekanizmayı teşkil eden unsurlardır. Ortak yönleri ise kitleler nezdinde otorite tesis edebilmiş olmalarıdır.

    Görünmez hükümetin ehemmiyetini takdir eden Yeni Propagandist, kitleleri meydana getiren fertlere odaklanıp onları tek tek ikna etmeye uğraşmaktansa, gruplar içerisindeki fertleri atomik yapılar olarak değil ancak onları dahil oldukları gruplarla daima etkileşim halinde olan, gruptan etkilendiği gibi grubu da etkileyen parçalar olarak gören bir bakış açısıyla gruba etki etme potansiyeli en yüksek kişi yahut kişileri hedef alır. Bununla da kalmaz, söz konusu kişi yahut kişilerin grup içerisindeki yüksek etki potansiyelini belirleyen algı, anlayış, düşünce ve inançları yani ethosu tespit eder,
onu bir nüfuz ve manipülasyon aracı olarak kullanır. Daha ileri aşamalarda ethosu değiştirmeyi yahut yıkmayı hedefler.

Propagandanın en sık kullanıldığı iki alandan biri olan pazarlamada da –diğeri kuşkusuz politikadır- Yeni Propagandist pek tabii faaldir. Ortalama bir tüketici neden bir piyano yerine bir araba satın alır? Bernays soruyor. ‘’Çünkü dâhil olduğu grubun araba satın alma geleneği (custom) var’’, yani ethosu. Yeni propagandist de teker teker bireylerin tüketim alışkanlıklarında değil, bu gelenekte değişiklik yapmaya uğraşır. Yeni bir alışkanlığı kitleler nezdinde kabul edilebilir, anlaşılabilir kılmayı önemser. Piyano pazarlayabilmek için evde bir müzik odasının bulunmasının meşru ve önemli görülmesine çalışır. Bunu sağlamak içinse içinde piyano bulunan, güzelce dekore edilerek cazip hale getirilmiş odaları sergilerde gösterime çıkarır. Günümüz şartlarında TV’de bu tür odaların kulağa hoş gelen bir müzik eşliğinde ve mutlu birlikteliklerin yer aldığı bir senaryoyla sahnelendiği reklam filmleri yeterli olacaktır. Senaryonun içeriği, pazarın kültürüyle uyumlu olmalıdır. Sözgelimi, aile yaşantısına önem veren bir alıcı kitlesine hitap edilmek istendiğinde erkek, kadın ve çocuğun rol aldığı bir senaryo yazılırken, karşı cinslerin birlikte yaşaması için evlilik akdini lazım görmeyen ve evlat sahibi olmayı pek cazip bulmayan tüketicilerin ağırlığı teşkil ettiği kimi Avrupa ülkelerinde daha farklı bir senaryoyla pazara çıkılacaktır. Çocuk yerine evcil hayvanın tercih edilmesi gibi. Bu örneklerde pazarlamacının uyumcu tavrı öne çıkar. Diğer yandan onun yapmak istediği -elbette göze pek batmadan- günlük yaşantıya nüfuz ederek oradaki tüketim alışkanlıklarını değiştirmektir. Geleneksel değerlerin görece güçlü olduğu pazar alanlarında her türlü ürünün tüketilebilir kılınması zorlaşır. İster nikâh akdiyle kurulan ve sırasıyla baba-anne-çocuk biçiminde bir hiyerarşinin yanı sıra bu hiyerarşiyle de ilişkili olarak belli başlı yükümlülüklerin varlığını sürdürdüğü ‘aile’ gibi kökleri endüstriyel toplum öncesine dayanan, ister bir önceki pazar stratejisinin meydana getirdiği geleneksel öğeler olsunlar, aşılması gereken türlü güçlükler çıkartmaya devam ederler. Zira üretim çılgınlığı tüketim çılgınlığına yol açmadığında pazar durgunlaşır, kar marjı düşer, sermaye durağanlaşır ki bu, pazarlamacının hiçbir surette kabullenemeyeceği bir şeydir. Eski tüketim mallarının yerine yenisi koyulmalı, dolayısıyla gelenekselleşen tüketim alışkanlıklarında sürekli değişime gidilmeli yahut bunlar yıkıma uğratılmalıdır. İşte pazarlamacının, yani propagandistin yapageldiği bu şey, ethosa müdahale etmek, gerektiğinde onu yıkmak ve yerine yenisini inşa etmektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Muhafazakâr Feminizmi

 Bu yazıda Türkiye'de 2000'li yıllardan itibaren gelişmeye başlayan, günümüzde dikkate şayan bir etki alanına erişen, teşhisinde geç kalınmış bir gölge ideolojiyi, muhafazakâr feminizmini anlatacağım. Gölge ideoloji diyorum zira bu feminizm türünün bütünlüklü, derinlikli ve özgün bir ajandası yok; onun yerine başka ideolojilerin, amaçların, ajandaların gölgesi niteliğinde olup onlara hizmet etmekten başka işlevi bulunmamaktadır. Muhafazakâr feminizmi, diğer feminizm türleriyle benzer şekilde, Batı’dan gelen neoliberalizm rüzgarından ciddi şekilde etkilenmiş, neoliberal değerler muhafazakâr feministleşmesinin temel dinamiklerini teşkil etmiştir. Bireycilik , birbirini besleyen başarıcılık ve kariyercilik , bu yolda benimsenen performansçılık ve rekabetçilik , insani ilişkiler ve evlilik de dahil olmak üzere yaşamın her alanına ve aşamasına maliyet ve fayda hesabıyla yaklaşan ‘ homo economicus ’ zihniyeti, girişimcilik ve görünürlük yoluyla kendini var etme anlayışı ve kaygıs...

İbn Haldun Üniversitesinde Kemalizm Hortlağı

  Geçtiğimiz 29 Ekim’de (2025) İbn Haldun Üniversitesi ana kampüsteki erkek öğrenci yurdunun pencerelerinden birine kalpaklı Mustafa Kemal resmi asıldığı görüldü. Bu münasebetsizlik haliyle bazı öğrencilerde rahatsızlığa yol açtı. Rahatsızlığın nedeni genel itibariyle bu eylemin geleneksel düşmanlıkları geri çağıran bir nitelikte olmasıydı. Ancak bu tür çağrı ve çağrışımlara derhal kapılmayıp meselenin arka yüzüne eğilmeyi daha sıhhatli buluyorum. Böylece Müslümanların kuvvet ve kabiliyetlerinin kör dövüşlerinde ve gölge bokslarında israf edilmesine mani olunabilir.  Milliyetçiliğin İki Hâli  Halihazırda Türkiye’de iki tür milliyetçilik var; 1) Merkezde, Bonapartizmin güdümündeki şovenist küçük burjuva milliyetçiliği  2) Çevrede, Kemalizmin hayaleti olarak hortlayan tepki milliyetçiliği. Cumhuriyet Türkiyesi’nde milliyetçilik/nasyonalizm, Kemalist kadronun iktidarı ele almasından itibaren uzun bir süre merkezin ideolojisi olarak kaldı. Millet-egemenlik-devlet kav...

Mektuplar 4

Bu mektupta evlilik hakkındaki güncel üç soruya cevap vermeye gayret edeceğim: 1- Evliliği bekleyen tehlikeler ve tehditler nelerdir? 2- Evlilik yolunda bir erkeğin odaklanması gereken temel kriterler nelerdir? 3- Kimle evlenilmez? Karamsarlıkla gerçekçilik arasında ince bir çizgi vardır. O çizgiyi ihlal etmeyi göze almak pahasına evliliğin ve ailenin karşı karşıya olduğu tehlikeleri yapısal düzeyde sıralayacağım: Modern eğitim, hukuk, ekonomi, toplumsal yapı, ana akım ve sosyal medya, modern şehir yaşamı ve tabi bütün bunlarla sarmaş dolaş bir ilişki içerisinde olan neoliberalizm.  Modern Eğitim Modern eğitimin iki temel işlevi vardır:  1- sekülerleştirici modern devlet ve toplum ideolojisini nesle aşılamak 2- kamu ve özel sektör alanlarında istihdama elverişli eleman yetiştirmek Dolayısıyla modern eğitimin tornasından geçmiş insanların duygu ve düşünce dünyasına güçlü bir sekülerleşme tohumu ekilmiş, zihinlerinde istihdam ve kariyer odağı geliştirilmiştir. Sekülerl...