''Eskiler aramaz, iz sürerdi.
Bilirlerdi Evet’le Hayır arasına Belki
Sokulduğunda
Felaket gelir.
Noksanı fark ederlerdi, çünkü bütünden
Nelerin koptuğu besbelli.
Dağılmak eskilerin dilinde
Ufalanmak anlamına gelirdi
İz sürerlerdi irileşmek, ulaşmak, toparlanmak için
Biz yeniler bir an önce dağılsak bari deriz
Korkarız kaybolmaktan çokluk içinde.''
İsmet Özel
Modernite nedir? İçtimaiyatını endüstriyel toplumun teşkil ettiği ve onun zemininde sosyal, siyasi, hukuki ve askeri iş ve ilişkilerin ekonomipolitik odaklı bir zihniyet tarafından belirlendiği küre. İçinde devinip debelendiğimiz bu kürede, kendinden önceki tarihsel dönemlerin başat temsillerinden birisine, yani babaya yer yoktur. Çünkü her şeyden evvel otoriteyi kendinde içeren babanın varlığı özgürlük, eşitlik ve kardeşlik kavramlarıyla karılarak inşa edilen bu oynak yapının ontolojisiyle çelişir. Nitekim babalarıyla, daha geniş çerçevede ebeveynleriyle veya umumiyetle aile kavramıyla tecrübe ettikleri krizlerin hayatlarında belirleyici etkisi olduğu kimi Aydınlanma düşünürlerinin doğa ve toplum hakkındaki savlarının Fransız Devrimi’yle iyiden iyiye nüfuz kazanmaya başlaması, babaya değil ‘baba olmaklık’a karşı cinayete esaslı bir meşruiyet kazandırmıştı. Devrim’in sembolü olarak kabul edilen ‘’Halka Yol Gösteren Özgürlük’’ tablosunda özgürlüğün tecessümü olarak karşımıza çıkan yarı çıplak bir taverna kadınının elindeki devrim bayrağıyla kalabalıkları ardından sürüklemesi bize çok şey anlatır.
Ne ki Devrim sırasında XVI. Louis’nin ve
binlerce papazın kellesi gitse de önce Napolyon Bonaparte’ın imparatorluk
dönemi, daha sonra gelen Restorasyon ve III.Napolyon dönemleri babayı
öldürmenin o kadar kolay olmadığını ispatladı. Aynı dönemde bir yandan Prusya baba
figürünü tazim etmekte ısrarcı dururken, her ne kadar Kraliçe Viktorya
tahtı işgal etse de Büyük Britanya'da ülkenin idari mekanizmalarının dayandığı hiyerarşi ve otorite anlayışıyla babanın hükümranlığı usulca sürüyor, Memalik-i Osmaniye’de
padişah hala ‘sultan baba’ olarak anılıyor, Rusya'da Çarlık müstakim devam ediyordu. Halkların ve hükümranlıkların
baba’ya verdiği merkezi önemin, tarih boyunca antroposferde süregiden güç
diyalektiğinde erkeklerin öncü rol oynamasından daha derin, enfüsi ve elbette arkaik
ve arketipik nedenleri var. Bu yazı serisinde o nedenleri ve daha sonra yolun
getirdiği durakta babayı yitirmekle mazlum, cinayette bir şekilde pay sahibi olmakla da zalimliğe az ya da çok meyletmiş yeni insanın durumunu konuşacağız.
Yorumlar
Yorum Gönder