Polybios’un Tarihler’i, Roma’nın yükselişini siyasi ve
askeri açıdan, bunları da kuşatan bütün bir uygarlığın kültür örgüsünü mahiyeti ve nitelikleri bakımından bahis konusu yapar. MÖ II.yüzyıla
gelindiğinde, egemenliğini yitirerek boyunduruk altına giren Helenlerin,
uğradıkları sarsıcı değişimleri açıklama ihtiyacı duyduğundan olsa gerek,
yüksek kafalardan bekleneceği üzere Polybios, genişleyen ve güçlenen Roma
hakimiyetinin nedenlerini izah çabasına girişir. Bu yönüyle onun Tarihler’ini
kendisinin ve halkının hikâyesinden bağımsız düşünemeyeceğimiz gibi bu hikâyeyi
eserin telifini tahrik ve teşvik eden bir mehaz olarak görmek de mümkün.
Polybios’un çalışmasını gerekçelendiren anahtar kelime
‘nasıl?’ sorusudur. Romalılar geniş olduğu gibi beşeri ve fiziki anlamda zorlu
bir coğrafyada güçlü hâkimiyetlerini nasıl tesis ettiler? Diğer devlet ve
topluluklara karşı nasıl üstünlük sağladılar? Onların ordularına nasıl galebe çaldılar?
Özelde ait olduğu Helen dünyası üzerinde ve genel olarak Akdeniz havzasının
önemli bir kısmında ‘Kratesantes Romaioi’ yani Roma iktidarının tesisi nasıl mümkün
olabildi? Bu türden sorular, onun Tarihler’inin inşasında kendilerine cevap
aranan esaslı sorular olmuştur.
Müellifin olay akışına yer vermekle birlikte nedenlere
özenle vurgu yapması ve bunları, edinildikleri tarihsel cereyanlardan
soyutlanarak genel-geçerlik niteliğine eriştirilebilir unsurlar olarak görmesi,
onun tarih mesaisinin felsefi/hikemi boyutu hakkında bir fikir verir. Bu
felsefi/hikemi boyut elbette mistik yahut mutlakçı yargıları kapsamaz. Özlü ve
sarih biçimiyle ifade edilebilirse şayet; tarihsel olaylar bizzat değişimi
ifade etmelerine ve meydana gelişlerinde birçok değişken söz konusu olmasına
rağmen onları kendilerinden dersler çıkarılabilir, ibretler alınabilir kılan,
benzerliklerin ötesinde aynılıklar içermeleridir. Doğrusu bu anlayış Polybios’a özgü değildir. Geçmişte olup
bitenleri kayda değer bulan, yani geçmişi ‘tarih’ olarak gören her kişide hiç
değilse gizil bir inanç, derin bir sezgi olarak mevcuttur. Bu manada Polybios’u
farklı kılan ise onun tarihe olan bu teveccühü bir kavrayış/tasavvur olarak öne
çıkarması ve tarihyazımının hikmet ve sebeb-i telifiyle birlikte nazariyesini
bu düstur zemininde inşa etmesidir.
Yorumlar
Yorum Gönder