Ana içeriğe atla

Mektuplar - 1

 Yaşadığı türlü zorluklardan dolayı kişinin kimi zaman Rahman'ın onun için hayr takdir ettiğine, hayr duasına icabet ettiğine itimadı zedelenebilir hatta gönlünde, Allah Azze ve Celle katında mazur olmasını niyaz ettiğimiz gizli bir sitem olarak "O büyük Allah, o her şeye kadir olan benim için hayr murad ettiyse başıma bunca şey neden geldi?" sorusu doğabilir. Öyle ya, iç yüzünü kavrayamadığı bir şeye insan nasıl sabretsin? (Kehf 68) (Elbette kavrayış duası edip yola sabretmeli) Ancak rahmet vaki olup onu zorlayan bu türden imtihanlar sayesinde bir âlem-i sağîr olan kendisi ve küçüğünden büyüğüne onu kuşatan âlemler hakkında derinleşen idraki ve artan dirayetiyle geçmişe, orada eşyâ ile kurduğu münasebete ve hâdisâtta konumlandığı mevkiye, amel ve aksülamel cihetinden hâl ve tavırlarına dönüp baktığında, yaşadıklarının bir terbiye yolculuğu olduğu hakikatinde itminan bulur. Buna rağmen kimi zaman içinde ikinci bir sorunun doğmasına da mani olamaz: 

"O vakitlerde bir âdem karşıma geçip bana nasihat ve yoldaşlık etseydi de bu kadar zorlanmasaydım, bu kadar tökezleyip düşmeseydim, düşüp de bunca yara almasaydım olmaz mıydı?"

İş bu ya, bu sorunun cevabı da hikayede saklı. Yorulup yüksünmeyen, kabullenilmesi zor bir hakikate vasıl oluyor: 

"Hayır, çünkü hâl ve vaziyetim nasihat almaya müsait olmadığı gibi ne nefsim boyun eğecek, istikamet tutturacak bir kıvamdaydı ne de aklım dualarımı fersah fersah aşan iddialarım nispetinde olgundu. Esasen Rabb Teâlâ türlü vesilelerle bana uyarılar gönderdi; karşıma ibretler ve nasihatçiler çıkardı. Ancak kendi hükmüm, inadım, arzularım, başa çıkmaya azmetmediğim zaaflarım o ibreti almaya, nasihatleri tutmaya mani oldu; yönelişin sırrına olan talebim, talipte görülesi türden bir azmi çağırmıyordu. 

Hâsılıkelam, seyrüseferde kalbe doğan sorunun cevabı yine yolda saklıdır. Yeter ki kişi yürümekten caymasın; cevabı iddiayla değil duayla arasın. 


"Kur’an’ın hak olduğu kendileri için apaçık belli oluncaya kadar onlara âfakta ve enfüste bulunan ayetlerimizi hep göstereceğiz. Rabbinin her şeye şahit olması (onlar için) yeterli değil midir?" (Fussilet 53)

"Onlar (muttakiler) bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler. Allah işini güzel yapanları sever." (Âl-i İmran 134)

"Onlar çirkin bir şey yaptıkları (fahşâ) veya nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlarlar da hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler." (Âl-i İmran 135)


Yorumlar

  1. "Burası hep böyledir, göreceklerin hep bunlar ve böyleleridir, bil
    ve alış dendi. Alış ki yapacağın yoktur, alış ki elin kolun sana
    sade yüktür, alış ki gözün bir dert kapısı ve manayı sezdiren ama
    çözdürmeyen bir kuyudur, alış ki bütün bu dağlar ve taşlar neye
    tanıklık etseler ve bastiğin her yer ve geçen piknik yaptığın ağacın
    altı aslında bir kabir ise de 'kim bilir kimin?' dediğin anda işte
    senindir. Bütün bu tanıklıklardan suçlu çıkacak olan uzandığın ve
    söylediğin, şikâyet ettiğin ve olmaz olsun dediğin anda sensin,
    elbet sen ya kim? Dünyayı kime şikâyet edeceksin, koyunları
    öldürene mi sürüteceksin, her şeyin bir sebebi varmış ama Hızır
    ile gezmiyorsun ki nereden bileceksin,"

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Muhafazakâr Feminizmi

 Bu yazıda Türkiye'de 2000'li yıllardan itibaren gelişmeye başlayan, günümüzde dikkate şayan bir etki alanına erişen, teşhisinde geç kalınmış bir gölge ideolojiyi, muhafazakâr feminizmini anlatacağım. Gölge ideoloji diyorum zira bu feminizm türünün bütünlüklü, derinlikli ve özgün bir ajandası yok; onun yerine başka ideolojilerin, amaçların, ajandaların gölgesi niteliğinde olup onlara hizmet etmekten başka işlevi bulunmamaktadır. Muhafazakâr feminizmi, diğer feminizm türleriyle benzer şekilde, Batı’dan gelen neoliberalizm rüzgarından ciddi şekilde etkilenmiş, neoliberal değerler muhafazakâr feministleşmesinin temel dinamiklerini teşkil etmiştir. Bireycilik , birbirini besleyen başarıcılık ve kariyercilik , bu yolda benimsenen performansçılık ve rekabetçilik , insani ilişkiler ve evlilik de dahil olmak üzere yaşamın her alanına ve aşamasına maliyet ve fayda hesabıyla yaklaşan ‘ homo economicus ’ zihniyeti, girişimcilik ve görünürlük yoluyla kendini var etme anlayışı ve kaygıs...

İbn Haldun Üniversitesinde Kemalizm Hortlağı

  Geçtiğimiz 29 Ekim’de (2025) İbn Haldun Üniversitesi ana kampüsteki erkek öğrenci yurdunun pencerelerinden birine kalpaklı Mustafa Kemal resmi asıldığı görüldü. Bu münasebetsizlik haliyle bazı öğrencilerde rahatsızlığa yol açtı. Rahatsızlığın nedeni genel itibariyle bu eylemin geleneksel düşmanlıkları geri çağıran bir nitelikte olmasıydı. Ancak bu tür çağrı ve çağrışımlara derhal kapılmayıp meselenin arka yüzüne eğilmeyi daha sıhhatli buluyorum. Böylece Müslümanların kuvvet ve kabiliyetlerinin kör dövüşlerinde ve gölge bokslarında israf edilmesine mani olunabilir.  Milliyetçiliğin İki Hâli  Halihazırda Türkiye’de iki tür milliyetçilik var; 1) Merkezde, Bonapartizmin güdümündeki şovenist küçük burjuva milliyetçiliği  2) Çevrede, Kemalizmin hayaleti olarak hortlayan tepki milliyetçiliği. Cumhuriyet Türkiyesi’nde milliyetçilik/nasyonalizm, Kemalist kadronun iktidarı ele almasından itibaren uzun bir süre merkezin ideolojisi olarak kaldı. Millet-egemenlik-devlet kav...

Mektuplar 4

Bu mektupta evlilik hakkındaki güncel üç soruya cevap vermeye gayret edeceğim: 1- Evliliği bekleyen tehlikeler ve tehditler nelerdir? 2- Evlilik yolunda bir erkeğin odaklanması gereken temel kriterler nelerdir? 3- Kimle evlenilmez? Karamsarlıkla gerçekçilik arasında ince bir çizgi vardır. O çizgiyi ihlal etmeyi göze almak pahasına evliliğin ve ailenin karşı karşıya olduğu tehlikeleri yapısal düzeyde sıralayacağım: Modern eğitim, hukuk, ekonomi, toplumsal yapı, ana akım ve sosyal medya, modern şehir yaşamı ve tabi bütün bunlarla sarmaş dolaş bir ilişki içerisinde olan neoliberalizm.  Modern Eğitim Modern eğitimin iki temel işlevi vardır:  1- sekülerleştirici modern devlet ve toplum ideolojisini nesle aşılamak 2- kamu ve özel sektör alanlarında istihdama elverişli eleman yetiştirmek Dolayısıyla modern eğitimin tornasından geçmiş insanların duygu ve düşünce dünyasına güçlü bir sekülerleşme tohumu ekilmiş, zihinlerinde istihdam ve kariyer odağı geliştirilmiştir. Sekülerl...