İlm-i Nefs Odağında Bir Kapitalizm Eleştirisi Denemesi
Kapitalizmden Çıkış – Nefs-i
Emmareden Özgürleşme Merhalesi
Bir sistem olarak kapitalizm,
nefs-i emmarenin toplumsal alana yayılması, onu kuşatması ve ona derinden nüfuz
etmesiyle teessüs etmiştir. Kapitalizmin bu alanda teessüs süreci, toplum
bünyesindeki ferde iki temel hasletin yerleştirilmesini içerir: tahakküm hırsı
ve rekabetçilik.
En mütemayiz haliyle Firavunda tezahür eden nefs-i emmarenin
kapitalist sistemle teessüs eden nefs-i emmareden farkı, ilkinin açık bir
meydan okuyuşla Rabblik iddiasında bulunmasına karşın ikincisinin bin
yıllar içerisinde gelişen şeytani akıldan ilham alarak Gramsciyen bir hegemonik
hüviyete bürünmüş olmasıdır. Bir başka deyişle Firavun otoriterdi, yani kolayca
ayırt edilebilir baskı araçlarına başvuruyordu; kapitalizm ise hegemoniktir,
yani tahakkümünün kitleler tarafından içselleştirilmesini sağlayabilmiş,
kendisine ait olanı savunuyormuşçasına onu savunma eğilimini fertte
geliştirebilmiştir.
Kapitalizm, bir sistem olarak
teessüs etmeden önce insana ve tabiata dair klasik tabir
edebileceğimiz inanç ve düşünüşlerden, bilgelik ve hikmet mercilerinden
ayrışmasıyla belirginleşen, merkezinde ise bütün hususiyetlerin kendisi etrafında toplaştığı ‘tahakküm
kurma, sahip olma ve hizmet ettirme’ anlayışının bulunduğu bir zihniyet olarak
ortaya çıkmıştır.
Tahakküm hırsı nefs-i emmarenin kendine katma, katarak büyüme ve tamamlanma (Rabb olma), bu yolla tatmine erme talebine kulak asmaktan, çekilmekten kaynaklanır. Kapitalizmin bir sistem olarak teessüs sürecinde tahakküm hırsının kitlelerde motive edici/muharrik bir insiyak olarak yerleşip kökleşmesi tüketim kültürünün yaygınlaşmasıyla mümkün olduğundan kapitalistin öncelik verdiği faaliyet de reklamcılık olmuştur. Nefs-i emmarenin iştah yaratılarak teşvik edilmesi ve bireyci vurgularla yüceltilmesi üzerine inşa edilen tüketim kültürü, benlik ve varoluş tasavvurunu sarıp sarmalayan ‘sahip olarak, yani tüketerek var olmak’ inancının fertte yer bulmasını hedefler.
Reklamcılığın bu yolda
araçsallaştırdığı yöntemlerden biri, tüketim kültürünün ayrılmaz bir öğesi haline gelen ve
onunla adeta simbiyotik bağ kuran teşhirciliktir. Esasen teşhir de sahip olma
arzusunun bir dışavurumudur. Yaygın söylemin aksine teşhir eden kendisini bir
başkasının arzularına nesne kılmaz; kendisini bir başkasının arzularına sunarak
onun nefsini kendi nefsine nesne kılmak ister. Bu itibarla teşhir edenin,
görülme çabasında olanın mahkûmiyeti görmeye meyledenin mahkûmiyetinden daha
derindir.
Kapitalistin erkeklerden daha çok
kadınlarda bir zihniyet ve kültür değişimine mesai sarf etmesinin bir esprisi
burada açığa çıkar. Bu bakımdan modernleşme tartışmalarında başka hiçbir meseleye
ayrılmayan alanın kadına ayrılması da gayet anlaşılabilir durmaktadır. Tedavülde
olan feminist akımlar, cinsel özgürleşme furyası, toplumsal cinsiyet eşitliği ve
dahası, kadını nefs-i emmareden özgürleştirmeye vesile olabilecek içsel ve
dışsal bütün unsurları elimine ettiğinde bu dolayımla erkek artık daha kolay
bir şekilde tahakküm altına alınabilecektir. Hüküm iddiasındaki nefs-i
emmare sahibi kadın, erkeğin kendi nefs-i emmaresine mahkûmiyetinden
faydalanarak onu nesneleştirmekle asla doğrulanamayacak bir tahakküm zannına
kapılır. Erkek ve kadın arasında giderek toplumsallaşan yozlaştırıcı ve
çürütücü bir diyalektiğe yol açan bu seyir, tahakkümün asıl mercii olan
kapitalistin erkeği ve kadını sefil köleler haline getirdiği bir noktaya varır.
O noktaya varırken yaşanan sürüklenme bir türlü nihayet bulmaz çünkü erkek ve kadın, kendilerinde
kök salan ve bitmeyen bir memnuniyetsizliğe yol açan beklenti, iştah, arzu ve
fantazileri olduğu gibi bunların negatif yüzünde ortaya çıkan korku ve
endişeleri hegemonya dolayısıyla kendinden bir türlü ayrıştıramaz. Ayrışmanın
gerçekleşmesi, nefs-i emmareden yükselişle mümkündür.
Son not: Nefs-i emmareden yükseliş, tahakküm hırsından kurtuluş, emanet bilincinin yerleşmesiyle mümkündür. Kendi bedeni de dahil olmak üzere insana sunulan her bir şey, Allah Azze ve Celle’nin ona bir emanetidir.
Yorumlar
Yorum Gönder