Ana içeriğe atla

Müslüman Muhafazakârın Yoksunluğu

Türkiye’de muhafazakârlık kavramından anlaşılan, İslam’la bağdaştırılmış bir zihniyettir. Anlaşılan bu biçimiyle muhafazakar her ne kadar düşünce, inanış ve yaşayışıyla diğer zihniyetlerden ayrıştırılmaya müsait olsa da Türkiye’nin modern devlet yapısıyla ve muhafazakar demokrat  hükümetlerin uzlaştırmacı, melezleştirici politikalarıyla temelden ilişkili olarak ‘öteki’ne karşı ‘biz’ olmak bakımından derin bir bilinç geliştirememiş, bu yöndeki eğilimler marjinalize hatta terörize edilmiştir. 

Liberal demokrasinin açtığı uzlaşma alanında siyaset yapıcıların katalize ettiği kültürel melezleşme seyri bir yandan 'biz' ve 'ötekiler' arasındaki ayrımı toplumsal alanda belirsizleştirirerek kitleleri ahlak duyuşu, değer, anlam, arzu ve beklentiler bakımından bir ortaklaşmaya sevk etmiştir. Bu durum muhafazakâr Müslümanın mevcut iş ve ilişkiler ağında İslam zeminindeki değer ve ilkeleriyle varlık gösterme kabiliyetini ve bu doğrultuda süreceği bir hayatın haysiyet duyuşuna sağlayacağı katkıyı, dolayısıyla onun öz değerleriyle yüksek olabilme iradesini zayıflatmış, bu değerlerle çelişen ve çatışan düşünce, inanış, anlayış ve tavırlar hakkında yine bu değerler merkezinden bakarak ölçüp aynı tutarlılıkta hükme varma, başka bir ifadeyle ‘iyi’yi iyi, ‘kötü’yü de kötü olarak vasıflandırmanın bilinçte uyandırması beklenen eylem biçiminden geri bırakmıştır. Sonuçta ‘öteki’nin dünya tasavvurunun açtığı mübahlar alanında tecrübe edilen erişme ve tatmin, takdir edilme ve saygınlık kazanma, değer görme/değerli hissetme ve hayatı olumlama döngülerini kendi değer ve ilkeleri, doğru ve güzel ölçülerine vurarak bütüncül, derinlikli ve tutarlı bir değerlendirme şuurunu yakalayamamış, bu da söz konusu mübahlar alanının sağladığı döngülere teşne olma eğilimine güçlü bir cevap veremediğinden Müslüman muhafazakar artık kendisini bir yoksunluk sarmalında bulmuştur. Bu sarmalda, ötekinin hayattan zevk aldığı, gülüp eğlendiği, maddi imkânlara ve bu imkânların sağladığı tatmin araçlarına erişebildiği, elde ettiği statülerle güç ve saygınlık kazandığı ve bütün bunlarla değerli hissettiği, kendisinin ise bu manada geri kaldığı/bırakıldığı yönünde örtük önermeler geliştirir. 

Bu örtük önermeler muhafazakârın yaşamına yön verici bir etkiye yol açar. Bu etkinin temelinde, bahsi geçen örtük önermelerin de kaynağı olan yoksunluk hissinden türeyen belli başlı duygular yatar: korku, kaygı, öfke, hırs ve hınç. ‘Öteki’ kadar olamama, ötekinin ulaştığı imkânlardan veya bunların bir kısmından geri kalma, değer ve saygı görmeme korkusu; bu korkudan da beslenen, kendisinden yoksun bırakıldığı düşünülen şeyleri elde etmeye veya en azından telafi etmeye yönelik hırs ve arzu; yoksunluğu doğuran fakat çeşitli nedenlerden dolayı henüz değerler ve ilkelere yöneltilmemiş ancak dışa vurulmayı, bir şekilde yansıtılmayı bekleyen öfke ve hınç. Gelecek tasavvuru ve hedeflerin belirlenmesinde, meslek tercihinde, arkadaş ortamlarının şekillenmesinde, sosyal aktivitelerinde, okuma faaliyetlerinde ve dahasında bu duyguların yönlendirici etkisi söz konusudur. Elbette Müslüman muhafazakâr kitlenin bütünü için sayılan tüm hususiyetlerin geçerli olduğunu söylemek pek iddialı ve uçarı bir genelleme olurdu. Doğrusu, bunların söz konusu kitledeki mevcudiyeti bir spektruma tekabül eder; kimisinde bunlardan pek azı ve oldukça kısıtlı biçimde bulunurken kimisi hepsini belli ölçülerde iç dünyasında barındırır. 

Müslüman Muhafazakârın içinde bulunduğu çevreyle olan diyaklektiği, yoksunluğun derinden etkilediği, duygusal uyumsuzluk (affective dissonance) ve çatışmaların yoğun şekilde yaşandığı kişisel hikayeler üretir. Duygusal uyumsuzluk ve çatışmaların kaynağı, İslam'a tabiiyetten doğan, kişinin kendi şahsına ve çevresine yönelik mükellefiyetlerle seküler düzlemde maruz kaldığı liberal ilişkisel pratikler arasında yaşadığı ikilemlerdir. Bu ikilemler daha derinde, iki ayrı anlam-değer dünyasının merkezinde yer alan ve nihai anlamı belirleyen alanın (zentralgebiet) mevcudiyetiyle alakalıdır. İslam'ın zentralgebiet'i Allah'ın rızasıdır (رِضْوَانُ اللهِ), bütün iş ve ilişkiler bu merkez etrafında şekillenir. 

Mevcut seküler düzlemin zentralgebiet'i ise teknik ve ekonomidir, yani bütün kıymet hesabı bu merkezî alana göre yapılır; siyasi, sosyal, hukuki, bürokratik, iktisadi yapılar ona göre örgütlenir. Dolayısıyla bir yanda İslam'ın temel ahlaki kavramları olan takva, sabır, mahremiyet, cömertlik, Rasulullah'ın hayatında somutlaşmış güzel ahlak; diğer yanda bireycilik ve performansçılıktan doğan rekabet, hırs, istiğna, kariyercilik, bencillik, cimrilik-biriktirme; tüketimciliğin yol açtığı hazcılık, hız tutkunluğu, acelecilik ve varolmayı görülmekle eşleyen teşhircilik, Müslüman Muhafazakârın duygu ve zihin dünyasında, kişisel farklılıklar olmakla birlikte belli ölçü ve yoğunluklarda yer tutmaktadır. Bu da en yüzeyde söylemsel çelişkiler ve söylem ile eylem arasındaki uyuşmazlıklar ya da kendi kendini yalanlamalar; daha derinde kaotik duygu ve düşünce dünyası, kimlik çatışması ve en derinde, benliğe ve varoluşa ilişkin parçalanmalar, yaralar, sanrılı duyuşlar üretmektedir. 



Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Muhafazakâr Feminizmi

 Bu yazıda Türkiye'de 2000'li yıllardan itibaren gelişmeye başlayan, günümüzde dikkate şayan bir etki alanına erişen, teşhisinde geç kalınmış bir gölge ideolojiyi, muhafazakâr feminizmini anlatacağım. Gölge ideoloji diyorum zira bu feminizm türünün bütünlüklü, derinlikli ve özgün bir ajandası yok; onun yerine başka ideolojilerin, amaçların, ajandaların gölgesi niteliğinde olup onlara hizmet etmekten başka işlevi bulunmamaktadır. Muhafazakâr feminizmi, diğer feminizm türleriyle benzer şekilde, Batı’dan gelen neoliberalizm rüzgarından ciddi şekilde etkilenmiş, neoliberal değerler muhafazakâr feministleşmesinin temel dinamiklerini teşkil etmiştir. Bireycilik , birbirini besleyen başarıcılık ve kariyercilik , bu yolda benimsenen performansçılık ve rekabetçilik , insani ilişkiler ve evlilik de dahil olmak üzere yaşamın her alanına ve aşamasına maliyet ve fayda hesabıyla yaklaşan ‘ homo economicus ’ zihniyeti, girişimcilik ve görünürlük yoluyla kendini var etme anlayışı ve kaygıs...

İbn Haldun Üniversitesinde Kemalizm Hortlağı

  Geçtiğimiz 29 Ekim’de (2025) İbn Haldun Üniversitesi ana kampüsteki erkek öğrenci yurdunun pencerelerinden birine kalpaklı Mustafa Kemal resmi asıldığı görüldü. Bu münasebetsizlik haliyle bazı öğrencilerde rahatsızlığa yol açtı. Rahatsızlığın nedeni genel itibariyle bu eylemin geleneksel düşmanlıkları geri çağıran bir nitelikte olmasıydı. Ancak bu tür çağrı ve çağrışımlara derhal kapılmayıp meselenin arka yüzüne eğilmeyi daha sıhhatli buluyorum. Böylece Müslümanların kuvvet ve kabiliyetlerinin kör dövüşlerinde ve gölge bokslarında israf edilmesine mani olunabilir.  Milliyetçiliğin İki Hâli  Halihazırda Türkiye’de iki tür milliyetçilik var; 1) Merkezde, Bonapartizmin güdümündeki şovenist küçük burjuva milliyetçiliği  2) Çevrede, Kemalizmin hayaleti olarak hortlayan tepki milliyetçiliği. Cumhuriyet Türkiyesi’nde milliyetçilik/nasyonalizm, Kemalist kadronun iktidarı ele almasından itibaren uzun bir süre merkezin ideolojisi olarak kaldı. Millet-egemenlik-devlet kav...

Mektuplar 4

Bu mektupta evlilik hakkındaki güncel üç soruya cevap vermeye gayret edeceğim: 1- Evliliği bekleyen tehlikeler ve tehditler nelerdir? 2- Evlilik yolunda bir erkeğin odaklanması gereken temel kriterler nelerdir? 3- Kimle evlenilmez? Karamsarlıkla gerçekçilik arasında ince bir çizgi vardır. O çizgiyi ihlal etmeyi göze almak pahasına evliliğin ve ailenin karşı karşıya olduğu tehlikeleri yapısal düzeyde sıralayacağım: Modern eğitim, hukuk, ekonomi, toplumsal yapı, ana akım ve sosyal medya, modern şehir yaşamı ve tabi bütün bunlarla sarmaş dolaş bir ilişki içerisinde olan neoliberalizm.  Modern Eğitim Modern eğitimin iki temel işlevi vardır:  1- sekülerleştirici modern devlet ve toplum ideolojisini nesle aşılamak 2- kamu ve özel sektör alanlarında istihdama elverişli eleman yetiştirmek Dolayısıyla modern eğitimin tornasından geçmiş insanların duygu ve düşünce dünyasına güçlü bir sekülerleşme tohumu ekilmiş, zihinlerinde istihdam ve kariyer odağı geliştirilmiştir. Sekülerl...