Milliyetçi muhafazakârlık modern ulus devlette kendine yer bulmak isteyen Müslümanların yamalı kimlik kurgusudur.
Bu kimlik kurgusu iki unsurun 'tarihsel devamlılık' algısı oluşturmak üzere tarihüstü kılınmasıyla yapılır.1) Müslüman Türk
2) Devlet
Modern ulus devlet, bünyesinde yaşayan insan çokluğunu 'vatandaş' olarak yeniden tanzim eder; insanı ancak devletle birlikte ve devlet için varolabilen bir form olarak yeniden kurar. Tarih, toplum, eğitim, aile, siyaset, hukuk; hepsi modern devlet etrafında yeniden tanımlanır. Bunların vatandaşla ilişkisi de bu minvalde düzenlenir. Vatandaş, yani yeni insan.
Söz konusu yeniden tanımlama ve tanzim süreci Müslümanları anlam ve değer krizine sürükledi. Milliyetçi muhafazakârlık ise bu krizi modern devletin kurguladığı hikayede -elbette vatandaş kalmak suretiyle- kendisine alan açarak aşmaya çalışanların saptığı bir yol. Modern devletin bahşettiği nasyonal kimliği dinselleştirme çabası bundan kaynaklanıyor.
Neticede karşımıza tarihte yürüyen bir "Müslüman Türk" çıkıyor. 1071'de Malazgirt'te, 1453'te İstanbul surları önünde, 1877'de Ruslara karşı Balkanlar'da, 1915'te Çanakkale'de savaşan o Türk'tür. Çokça ölür, ama kutsal bir mana olarak daima yaşar. Arkadaşlar, işte o kutsal mana modern devletin ruhu olan, "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!"deki millettir, -haşa- o ilahi bir mevcudiyettir.
Yine hikayeye göre o Türk dün Selçuklu'yu, Osmanlı'yı kurmuştu bugün Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu. Hakikatte ise bir form olarak modern devletin ömrü 250 yılı aşmaz ve doğum yeri Avrupa'dır. Bu anlamda Osmanlı ve Selçuklu birer hükümranlıktır ancak şahs-ı manevi olarak devlet (state) değildir. Bu hükümranlıkları Müslümanlar nazarında meşru kılan nesepleri ya da kılıçları değil Şeriat'a olan tabiiyetleriydi. Nesep ya da kılıç yalnızca hükümranlık iddiasındaki gruplar (genellikle bunlar bir aile olur) arasında kendilerine avantaj sağlardı. Devlet-i Âl-i Osman ya da Âl-i Selçuk; anlaşılacağı üzere devlet bugünkünden epey farklı olarak bir hanedana işaret ediyordu. Türkmen çobanının bu devletle tabiiyet bağından öte bir bağı yoktu. Devletlü kişi Osmanoğluydu.
Ancak modern ulus devlet bünyesinde milliyetçi muhafazakâr 'biz' inşa ederken modern devlet formunu tarihteki devletlere de giydirirerek tarihsel olanı tarihüstü kılar.
Yorumlar
Yorum Gönder