Sekülerizm basitçe dinden uzaklaşmak ya da yaşam alanlarını dinden soyutlamak değildir; bunlar olsa olsa sekülerizmin tezahürleri biçiminde değerlendirilebilirler. Müslümanın sekülerleşmesi bahsinde de vakit namazlarının terki, hayatı kuşatan şer’i hükümlerin çeşitli şekillerde ihlali gibi ‘dinden uzaklaşma’ belirtileri, sekülerleşmenin kendisini değil çıktılarını ifade ederler.
Sekülerleşme esasen bir zemin kaymasıdır; yaşantının değil, yaşamın anlamsal zemininin değişmesi yani. Yaşantının değişme süreci bunun ardından tabi bir süreç olarak gelir. Bahsi geçen kayma, her türlü ‘diğer’den -bu İslam veya herhangi başka bir paradigmatik yapı olabilir- modern olana doğrudur. Bir yapı olarak Modern ise ilişkileri ve onları kuşatan atmosferi şekillendirip yeniden üreten iki unsurdan müteşekkildir: Kapitalizm ve Devlet (the State). Asıl zorluk bu iki unsurun gereği gibi anlaşılmasındadır zira ne kapitalizm sermaye birikimi ve kârın maksimizasyonu, bu doğrultuda sanayileşme, ucuz işgücü ve hammadde temini faaliyetlerinin ilişkiselliğinden doğan bir yapıdan ne de (modern) devlet kuvvetler ayrılığı ve gelişmiş bürokrasiden ibarettir. Bunların meydana getirdiği yapı homo civicus ve homo economicus olarak homo modernus’u yani yeni insanı üretir. Yeni insanın bir dini olabilir, ancak din artık onun için yaşamın anlamsal zemini değildir zira anlamsal zeminin yaşantıya sosyal ve politik olarak iki temel yansıması olmalıdır.
Bir yeni insan olarak muhafazakârın dinle kurduğu ilişkinin zemini moderndir; dini, Modern’i zemin olarak alan anlam dünyasına eklemleyerek onu arazi kılar. Bu nedenle dini kavramların, referansların ve hükümlerin modern olana uygun şekilde yeniden dizaynı muhafazakâr için olağan ve gereklidir. İlahiyatçı jargonundaki dinde reform, modernistlik, mealcilik, tarihselcilik gibi tabirlerin işaret ettiği eğilimler esasen muhafazakâr tavır tarafından belli ölçülerde içerilmektedir. Bunlardan tarihselcilik, muhafazakârlığın hususi ve gizli mezhebi olmak hasebiyle özellikle vurgulanmalıdır. Nitekim tarihselci yaklaşıma sahip olmaksızın Modern yapı içerisinde meşrulaşmak, kurumsallaşmak ve toplumsallaşmak mümkün değildir.
Yorumlar
Yorum Gönder