Ana içeriğe atla

Muhafazakârlığın Sınıfsal Temelleri Üzerine Notlar 1) Lümpenlik




Bir kitap tahlili sırasında hocamızın lümpenler hakkındaki tespitleri bende başka bir pencere açtı. O tespitleri kendi ifadelerimle aktaracağım: 

Lümpenler.. (köyden modern şehre gelenlerin çocukları, kayıp nesil. bitik bir tiptir bu.) Yeryüzünün lanetlileri. İçine doğdukları aile köylüdür. O ailede aldıkları kültür köy kültürüdür. Modern şehir bu tipin dünyasına sığmaz, o dünyayı çatlatır. Şehirde yaşamak için lazım olan ilim, teknik ve kültüre sahip değildirler. Şehrin periferisine sıkışmışlardır. Hep bir geç kalmışlık hissi vardır içlerinde. Hiçbir şeyden emin olamazlar. Herkes yapıyorsa yapabilirler; herkes giyiyorsa giyebilir, herkes yiyorsa yiyebilirler. O nedenle bunları dürtmek anlamsızdır. 

Lümpen tipolojisi zihnimizde genelde ortalama bir Bağcılar kekosu imajı uyandırır. Bu gayet anlaşılır bir şey çünkü bu kadar ucube nitelik ya bir karikatürde ya bir tv dizisinde ya da bizden -mümkünse mekansal, değilse kültürel olarak- çok uzakta bir yerde tecessüm etmelidir. Gelgelelim, bahsi geçen imajda lümpenlik hiçbir örtüye bürünmemiş, hiçbir dolaylamaya maruz kalmamış haliyle öylece açıkta durduğu için kolayca göze batar. Muhafazakâr kesimde ise lümpenlik perdahlanır, nakışlanır, sınıfsal kokuyu bastırmak için üzerine naftalin basılılır. Kültür-sanat etkinlikleri, ilim ve fikir faaliyeti adı altında yürütülen süreçler bu bakımdan pek işlevseldir. Bunlar bir lümpenin muhafazakâr kimliği kazanma sürecinde geçtiği tornalar cümlesidir. Bu faaliyetlerin sunumunda sıklıkla kullanılan “İslamî” veya “dinî” sıfatları özgün varoluş yönündeki zayıf temenninin tabelaya yansıyan kısmıdır. Kendilerinden daha evvel şehirlileşmiş, dolayısıyla sekülerleşmiş kesimlerle denklik arayışı içerisinde onlara bir göz kırpma, kendi kendilerine ise bir telkin olarak ‘ortak payda’ mesajı vermek isteyenler ise bu terimleri bir kenara bırakarak ilim/bilim, düşünce, sanat gibi ifadeleri benimserler. 

Muhafazakârlar, kendi sınıfsal gerçeklerinden kaçma insiyakı çok güçlü olduğundan kendilerine bu gerçeği hatırlatan söylem, tutum ve durumlara mesafeli, bazen tepkili hatta tiksintilidirler. Bu kaçma insiyakının belki en önemli nedeni vaktiyle çeşitli şekillerde maruz kaldıkları sınıfsal aşağılanmadır. Karakterlerini, dolayısıyla duygu ve düşünce dünyalarını önemli ölçüde belirleyen bu aşağılanmışlık onların kısa, orta ve uzun vaadeli çalışmalarına, ilişkilerine, hedeflerine yön verici etkide bulunur. Mesela, ilk planda din motivasyonlu bir mücadele olarak karşımıza çıkan veya öyle sunulan türlü ilmi faaliyetler veya aktivizmler esasen sınıfsal birtakım cevaplar ve aşma gayretleridirler. İlim ve fikir alanı özelinde İslam medeniyeti söylemi buna iyi bir örnek olabilir. Bu söylemin muhafazakârlar arasında bu denli tutulup yaygınlaşmasının bir nedeni de onun sınıf diyalektiğinde kullanışlı bir araç olmasıdır. Medeniyet kavramı lümpen kökenli muhafazakâra, o devasa modern yapının eziciliği karşısında tutunabileceği iki şey verir: bir nostalji ve bir fantazi. Lümpenin kökü ve hikayesi, yani aidiyetleri modern gerçeklik ve onun kendi için kurguladığı hikaye karşısında pek yetersiz ve işlevsiz kaldığından ringe çıkarmak üzere bir kurguya, İslam medeniyeti kurgusuna tutunur. Bu kurgu aynı zamanda geleceğe yönelik bir fantazi alanı da inşa eder. 

Mufazakârlık-lümpenlik ilişkisine dair bu tespitlere niyet okuma ya da muhafazakârların faaliyetlerini aşırı yorumsama yoluyla değil; yapısal değerlendirme, 'yapı' içerisindeki unsurların çok boyutlu incelenmesi ve bunlar arasındaki diyalektik ilişkinin analiziyle varıyoruz. 

inşallah devam edecek. 

Not: Okuyucunun soru veya eleştiri yöneltmek suretiyle katkı sağlaması bizi ziyadesiyle memnun eder. 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Muhafazakâr Feminizmi

 Bu yazıda Türkiye'de 2000'li yıllardan itibaren gelişmeye başlayan, günümüzde dikkate şayan bir etki alanına erişen, teşhisinde geç kalınmış bir gölge ideolojiyi, muhafazakâr feminizmini anlatacağım. Gölge ideoloji diyorum zira bu feminizm türünün bütünlüklü, derinlikli ve özgün bir ajandası yok; onun yerine başka ideolojilerin, amaçların, ajandaların gölgesi niteliğinde olup onlara hizmet etmekten başka işlevi bulunmamaktadır. Muhafazakâr feminizmi, diğer feminizm türleriyle benzer şekilde, Batı’dan gelen neoliberalizm rüzgarından ciddi şekilde etkilenmiş, neoliberal değerler muhafazakâr feministleşmesinin temel dinamiklerini teşkil etmiştir. Bireycilik , birbirini besleyen başarıcılık ve kariyercilik , bu yolda benimsenen performansçılık ve rekabetçilik , insani ilişkiler ve evlilik de dahil olmak üzere yaşamın her alanına ve aşamasına maliyet ve fayda hesabıyla yaklaşan ‘ homo economicus ’ zihniyeti, girişimcilik ve görünürlük yoluyla kendini var etme anlayışı ve kaygıs...

İbn Haldun Üniversitesinde Kemalizm Hortlağı

  Geçtiğimiz 29 Ekim’de (2025) İbn Haldun Üniversitesi ana kampüsteki erkek öğrenci yurdunun pencerelerinden birine kalpaklı Mustafa Kemal resmi asıldığı görüldü. Bu münasebetsizlik haliyle bazı öğrencilerde rahatsızlığa yol açtı. Rahatsızlığın nedeni genel itibariyle bu eylemin geleneksel düşmanlıkları geri çağıran bir nitelikte olmasıydı. Ancak bu tür çağrı ve çağrışımlara derhal kapılmayıp meselenin arka yüzüne eğilmeyi daha sıhhatli buluyorum. Böylece Müslümanların kuvvet ve kabiliyetlerinin kör dövüşlerinde ve gölge bokslarında israf edilmesine mani olunabilir.  Milliyetçiliğin İki Hâli  Halihazırda Türkiye’de iki tür milliyetçilik var; 1) Merkezde, Bonapartizmin güdümündeki şovenist küçük burjuva milliyetçiliği  2) Çevrede, Kemalizmin hayaleti olarak hortlayan tepki milliyetçiliği. Cumhuriyet Türkiyesi’nde milliyetçilik/nasyonalizm, Kemalist kadronun iktidarı ele almasından itibaren uzun bir süre merkezin ideolojisi olarak kaldı. Millet-egemenlik-devlet kav...

Mektuplar 4

Bu mektupta evlilik hakkındaki güncel üç soruya cevap vermeye gayret edeceğim: 1- Evliliği bekleyen tehlikeler ve tehditler nelerdir? 2- Evlilik yolunda bir erkeğin odaklanması gereken temel kriterler nelerdir? 3- Kimle evlenilmez? Karamsarlıkla gerçekçilik arasında ince bir çizgi vardır. O çizgiyi ihlal etmeyi göze almak pahasına evliliğin ve ailenin karşı karşıya olduğu tehlikeleri yapısal düzeyde sıralayacağım: Modern eğitim, hukuk, ekonomi, toplumsal yapı, ana akım ve sosyal medya, modern şehir yaşamı ve tabi bütün bunlarla sarmaş dolaş bir ilişki içerisinde olan neoliberalizm.  Modern Eğitim Modern eğitimin iki temel işlevi vardır:  1- sekülerleştirici modern devlet ve toplum ideolojisini nesle aşılamak 2- kamu ve özel sektör alanlarında istihdama elverişli eleman yetiştirmek Dolayısıyla modern eğitimin tornasından geçmiş insanların duygu ve düşünce dünyasına güçlü bir sekülerleşme tohumu ekilmiş, zihinlerinde istihdam ve kariyer odağı geliştirilmiştir. Sekülerl...