Bonapartizm nedir? Bonapartçı kimdir?
Bonapartizm, Kapitalist üretim biçiminin yenice palazlandığı, buna uygun bir yönetim şekli olarak da parlementer demokrasinin cari olduğu bir düzlemde ortaya çıkan siyasi rejimdir. Bu rejimin ortaya çıkmasına yol açan birtakım koşullar vardır; alt sınıfların öz bilincinin olgunlaşmamış olması, küçük burjuvanın istikrarsızlık endişesi ve diğer sınıflardan güvensizlik duyması, burjuvanın alt sınıflardan duyduğu çekinceler gibi. Söz konusu nedenler her kesimin menfaatlerini temin etmek ve kaygılarından azade kılınmak üzere bir hakeme, bir güvenceye ihtiyaç duyduğu noktada devlet aralarından yükselir, onu temsil eden yürütücü gücün başındaki kişi, yani Bonapartçı herkese istediğini vermek ve herkesi korkularından emin kılmak vaadiyle öne çıkar. Güvenlik, düzen, istikrar, hukuk ve adalet; her kesimin temenni ettiği ancak her birinin kendince tasavvur ve tarif ettiği bu soyut kavramlar siyaset arenasında Bonapartçı retoriğin vazgeçilmez araçları olacaktır. Söz ve eylem bu retorikte öyle bir manipülasyona uğrayacaktır ki reelpolitik odaklı kurulan yeni gerçeklik alanında gerçekliğin tek referansı -elbette Bonapartçının takipçileri ve onun etrafında oluşan menfaat ağı için- Bonapartçının söz ve eylemleri olacaktır. Bu olduğunda artık Bonapartizm kendi fanatizmini üretmiş demektir. Söz konusu yeni gerçeklik ve onun ürettiği fanatizmi üç psikopolitik figür beslemektedir.
Bonapartçı Fanatizmini Besleyen Üç Figür
1) Halkın Adamı
Bonapartistin popülist karakteri lümpen öfkesiyle ve küçük burjuvanın üst sınıflara duyduğu kıskançlıkla buluştuğunda “halkın adamı” imajı siyaset sahasında tecessüm eder. Bonapartist üsttekilerin alttakileri ezmesini önleyen, onlara karşı alttakilerin menfaatini savunan rolüyle bu vasfı elde eder.
2) Baba
Köyden şehre sürülmüş, dünyayı kendileri için güvenli bir yer haline getiren bütün sosyopolitik kategorileri geride bırakmış lümpenlerin modern şehirdeki diğer sınıflar ve şehrin ezici şartları karşısındaki sahipsizliği, küçük burjuvanın hem alttakilere hem üsttekilere karşı güvensizliği her iki kesimin de Bonapartist’i sahiplenen ve koruyan bir baba olarak görmeye başlamasıyla sonuçlanır.
3) Kurtarıcı
Kurgusal yönü oldukça güçlü bir imkanlar dünyası olan kapitalist sistemin temel teşviği “sen de üretim-tüketim çarklarında yerini alarak iyi statüler ve tatmin araçları elde edebilir ve her geçen gün daha fazlasına erişebilirsin” alt metnidir. Geç kalmış lümpene ve daha fazlasına talip olan küçük burjuvaya empoze edilen bu alt metnin siyaset alanındaki karşılığı Bonapartist vaatkârlıktır. Bonapartist’in seçim vaatlerini içeren retorik bu bağlamda iki kısımdan oluşur. İlk kısımda daha önce sunulan imkanlar taktiksel vurgu ve tekrarlarla kitleye iletilir, ikinci kısımda ise sunulacak olanlar sıralanır. Söz konusu vaatkârlık kurtarıcı imajının altyapısal boyutu ile ilgilidir. Yani Bonapartist, lümpenlere ve küçük burjuvaya onları içinde bulundukları zavallı şartlardan ve tekinsiz ekonomi-politik durumdan kurtarmayı vaat eder. Bu imajın üstyapısal boyutu ise din, aile ve vatana yönelik tehlike ve tehditleri savuşturma vaadidir. Söz konusu tehlike ve tehdit algısı da önemli ölçüde bizzat Bonapartist tarafından oluşturuluyor olması dikkate şayan bir ayrıntıdır.
Bahsi geçen üç figürü Bonapartist’in şahsında derç edilmiş olarak gören lümpen ve küçük burjuva bilincinde o artık vazgeçilmezlik makamındadır. Ondan yüz çevirmek sadece bir siyasetçiyi desteklemekten vazgeçmek anlamına gelmez; umudu terk ediştir, aydınlık gelecek umudunu yitiriştir, kimsesiz kalmaktır, ihanettir.
Yorumlar
Yorum Gönder