Taliban sözcüsü Zebihullah Mücahid, Tehrik-i Taliban-ı Pakistani (TTP) hakkında kendisine yöneltilen bir soruyu cevaplarken TTP’ye “terörist” demediklerini, esasen Peştu dilinde böyle bir kavramın bulunmadığını ifade etti. Zihnin dekolonizasyonu tartışmalarının giderek arttığı bugünlerde Mücahid’den bu ifadeleri duymak gayet anlamlı. Zira akademinin yenice farkına varmaya başladığı bir hakikatin; yüzyılın en büyük, tarihinse en gelişmiş sömürgecisine direnebilmiş bir zümre tarafından çoktandır bilindiğini gösteriyor bize. O hakikat, insan için var olmanın fiziki mevcudiyetten çok daha fazlasını gerektirdiğidir. Haysiyetiyle, değer ve ilkeleriyle, bunları en yüksek düzeyde temsil eden kavram ve kelimeleriye var olmak; işte insanî varoluşu hayvanî varoluştan farklı kılan şey. Ve yine o hakikat, söz ve eylemin, iman ve amelin, fikir ve tavrın birbirinden müstağni ve müstakil düşünülemeyeceğidir.
Mücahid’in sözleri özelinde Taliban bize Direniş’in (المقاومة) silahla başlayıp diplomasiyle bitmediğini, bunların yalnızca aslolanın arazları mesabesinde olduğunu; aslolanın biz’i biz yapan, insana ve tabiata bakışımızı bir görüşe çeviren, dolayısıyla onu anlamlı kılan şey olduğunu hatırlatır. Kuşkusuz, bu şey imandır. Hanidiyse bütün yönleriyle oluş-bozuluşa tabi ve tarihselliğe mahkum olan insan, devrânın hengamesinde imanını nasıl koruyacağı konusuna verdiği ehemmiyet ve bu uğurda gösterdiği çaba ölçüsünde hakikatli bir direnişte bulunmuş oluyor. Bu manada, en geniş anlamıyla direniş, enfüste başlayıp âfâka uzanan, fenâ'ya karşı bir faillik/eylemsellik halidir.
Yorumlar
Yorum Gönder