Devletlerin istihbarat kuruluşlarının açık kaynakları ve diğer iletişim araçlarını kullanarak örgütsel faaliyetleri tespit ve bunları adım adım takibi artık işten bile sayılmıyor. Böyle olduğu için, nasıl olup da dışarıdan bariz istihbarat zaafı olarak nitelenebilecek bazı bombalama ve silahlı çatışma olaylarının patlak verdiği sorusu tabiatıyla zihinleri kurcalar.
Bunun birkaç olası nedeni vardır. Öncelikle bu gerçekten bir istihbarat zaafiyetinden kaynaklanıyor olabilir ki bu ihtimal başka değerlendirmelerin konusudur. İkinci ihtimal, bir illegal örgütsel hareketlenmeye daha büyük menfaatler temin edebilmek adına belli bir noktaya kadar göz yumma anlamında stratejik toleranstır. Ancak bu ihtimal bir terör eylemine neden “müsaade edildiğini” izah etmez zira eylem neticesinde meydana gelen zayiat bu konsepti aşar.
“Seçmeci müdahale” anlayışı bir diğer ihtimaldir. Stratejik tölerans kavramıyla da ilişkili olan bu anlayışta hareketlenmenin belli başlı unsurlarına, genelde başı çekenlere ve propagandistlerine göz altı, tutuklama, denetimli serbestlik gibi seçici müdahalelerde bulunulur. Buna bağlı olarak söz konusu unsurlar tamamen ortadan kaldırılmaz, kontrol altında tutulurlar. Bu sayede göz hapsine alınan yapı analize tabi tutulup çeşitli parametrelerle ölçülerek hem bir etüt alanı olarak araçsallaştırılır hem de tehdidin mahiyeti ve kapsamı netleştirilir, davranış örüntüsü açığa çıkarılır. Fakat bu ihtimaller de bir istihbarat organizasyonunun örneğin onlarca kişinin hayatını kaybettiği bir bombalama eylemini "önleyemeyişini" izah edemez. Hele ki bu yöntemlere başvuracak kapasite ve profesyonelliği haiz ise.
Bir başka ihtimal ise bahsi geçen örgütün kendini gizlemede göstereceği olağanüstü maharettir ki bu, illegal örgütsel faaliyetin güçlenme aşamasında propaganda araçlarına zorunlu başvurusu tarafından neredeyse imkansız kılınmaktadır. Ancak böylesi bir beceri istihbaratın belli seviyedeki beceriksizliğiyle birleştiğinde olasılık artabilecektir. Netice itibariyle bütün olasılıklar bir şekilde istihbarat zaafına rücu etmektedir ki biz ısrarla bu ihtimali dışarıda bırakıyoruz.
Şu halde geriye bir ihtimal kalır: şiddet eyleminin hazırlık sürecine göz yumma yahut bu sürece bir hazırlıksızlıkla cevap vererek zayiatı önlememe. Bir istihbarat kurumu neden zayiat olmasını istesin? Öyle ya, şiddet eylemi başarıya ulaştığı takdirde bu, istihbaratın hanesine başarısızlık olarak yazılır. Çünkü ancak şiddetin toplumda yol açacağı şok ve infial üzerine amaçlanan bir güvenlik siyaseti inşa edebilir, bu güvenlik siyasetine böylece rıza üretebilir. Bununla birlikte bu komplo tasarısını büsbütün istihbarat kurumuna hamletmek çoğu zaman makul değildir. Bu noktada istihbaratların da yekpare yapılar olmadığını, klikleşmenin en çok yaşandığı mecralardan biri olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerek. Yani söz konusu komployu kliklerden birisi kendi içerisinde kurmuş ve işletmiş olabilir.
Yorumlar
Yorum Gönder