Muhafazakâr psikokültürü bir süredir eğildiğim bir konu.
Bu psikokültürün kadınlarda ve erkeklerde farklı tezahürleri var. Elbette meseleyi bütüncül anlamak için muhafazakâr psikokültürünü ortaya çıkaran koşulları derinlemesine incelemek lazım. Ancak şimdilik bütüncül değerlendirme değil parça odaklı analiz yapacağım.
Biliyorsunuz, daha önce de degindik, muhafazakârı üreten koşullardan ikisi siyasi ve bürokratik yapılardır. Kendilerini muhafazakâr demokrat olarak niteleyen siyasi bir grubun hükümeti devraldıktan sonra yıllar içerisinde devlet aygıtlarında nüfuzunu artırması ve bu aygıtlara alt sınıflardan gelen Anadolulu kitlelerin yerleşmesi, orta sınıf muhafazakârlığının oluşma sürecinin ana aksıdır. Bu yapılar muhafazakâr erkekte sadece pasiflik değil aynı zamanda pasif-agresiflik eğilimleri doğurur. Çünkü;
1) Siyasi alanda kitle partisi olma yönelimi/arzusu/hedefi -ki bu aynı zamanda demokrasiyi araç olmaktan öte amaç noktasına taşımakla sonuçlanır- hoşnut etme, tahammül gösterme veya rıza üretme adı altında birtakım davranış kalıpları ve düşünceler benimsetir.
2) Bürokratik çarkları ve süreçleri bozmamak, aksatmamak, uzlaşma alanlarını yıpratmamak adına denge ve uyum adı altında konformizm üretilir.
Uzlaşma alanlarını yıpratmamak bazen iyidir tabi, ancak bazen çürütür. Bürokratik süreçlerin işlemesinin iyi tarafları vardır elbet, ancak mutlak manada değil.
Hasılıkelam, bu iki temel bağlayıcı unsur: siyaset ve bürokrasi, muhafazakâr erkeği pasifleştirici etki yapmış, kendisini kuşatan, yaşamına tesir eden sosyopolitik gidişata karşı duyarsızlaştırmış, ilgisizleştirmiş; buna karşın çatışma ve gerilim tarzını pasif agresifliğe tevdi ederek bu tarzı çeşitli erdem sosları eşliğinde yeni nesle yedirmiştir. Bunun karşısında, muhafazakâr kadınların bürokratikleşme sürecinde yer almaları tam tersi bir etki yaparak onları sertleştirmiş, agresifleştirmiştir.
Yorumlar
Yorum Gönder