Yazıya başlarken bir noktayı açıklığa kavuşturmak gerekiyor: İşbu metin herhangi bir konuda fetva içermediği gibi Diyanet’in bütün faaliyetlerini protesto etmemiz gerektiği ya da bu kurumun dahil olduğu ibadetlerin kabul olmayacağı yolunda mesajlar ve imalar taşımaz. Her insanî durumda olduğu gibi bu meselede de çokça gri alan bulunmakta olup siyah-beyaz’dan ibaret hükümler yeterli ve isabetli olmayacaktır. Dolayısıyla aşağıdaki tahlil ve tespitlerin ne tür dini hükümlere tekabül ettiği ehil kimseler tarafından değerlendirilmelidir.
Diyanet, modern devletin Türkiye’ye özgü şartlarda Müslümanları denetim altında tutmak ve din algılarını gerektiğinde yönlendirmek üzere teşkil ettiği bir aygıttır. Bu nedenle dinin menfaatini değil devletin menfaatini önceler, raison d’etat mefhumu merkezinde faaliyet yürütür. Bu kurumun modern devlete özgü bir aygıt olduğunu, modern öncesi İslami yönetimlerdeki herhangi bir kurumla karşılaştırılamayacağını kavramak önemlidir. Modern öncesi İslami yönetimler İslam cemaatini kontrol etme kapasite ve araçlarından büyük ölçüde yoksun olduğu gibi prensipte böyle bir amaç da söz konusu değildi. Esas olan, yöneticinin cemaatten rıza temin etmesiydi. Cemaati yönlendiren ise dini önderler ve hiyerarşik olarak onlardan daha aşağıda bulunan mahalli eşraftı.
Modern devlet yapısında ise kontrol ve biçimlendirme başat bir prensiptir. Türkiye özelinde konuşacak olursak, geçmişinde hilafet ve Şeriat olan bir coğrafyada dinin ve Müslümanların kendi haline bırakılması, bu iki hayaletin yeniden vücut bulmasına alenen müsaade etmek demek olacağından, Diyanet gibi bir kontrol mekanizmasının icadı kaçınılmazdır. Müslümanların kendi haline bırakıldığı şartlarda derhal yükseleceği ilgili kişilerce bilinen hilafet ve Şeriat talebi, kendinden menkul ve mutlak egemenlik iddiasındaki modern devletin ve insan emeğinin sömürülmesine dayalı kapitalist üretim biçiminin sona ermesi anlamına geleceğinden mevcut sistemin kazananları için en büyük iki tehdittir.
Her halükârda Müslümanlar bu kurumun kendi lehlerine işlemediğini, İslam cemaatinin istiklalinin önünde büyük bir engel teşkil ettiğini idrak ve kabul etmek zorundadırlar. Çünkü Diyanet, İslam cemaatinin ethosunu, ruhunu parçalayarak kapitalizmin ve modern devletin icaplarına uygun şekilde yeniden dizayn etmede kullanışlı bir enstrüman olarak işlev görmektedir. Yani, cemaatin bir sınıf, bir kütle olarak özerk bir bizlik bilincine, sınıf bilincine erişmesi, akabinde bir sınıf olarak kendi menfaatini bütün halde talep etmesi Diyanet’i faydalı bir yapı olarak görenlerin asla istemeyeceği bir neticedir.
Diyanetin bir diğer işlevi, modern sanayi toplumunun ahlak alanında bıraktığı boşlukları din aracılığıyla doldurması, bu boşluklardan kaynaklanan sorunları ve kapitalizmin yol açtığı bunalımları dini söylemlerle baskılaması, hasıraltı etmesi yahut bunlara karşı avutucu, uyuşturucu, palyatif retorikler üretmesidir. Yani Diyanet’in halka empoze ettiği din anlatısı dinin kendi hakikatlerinin merkeze alındığı, ağırlığın bu hakikatlere verildiği bir anlatı değil, bu hakikatlerin yapboz gibi parçalanıp duruma ve ihtiyaca göre seçmece biçimde bir araya getirilmek suretiyle araç kılınmasından doğan bir anlatıdır. Bu din anlatısına ilham veren nasyonalizm ve toplumsal barış retoriği birçok Cuma hutbesine rengini vermektedir.
Nasyonalizm, modern toplumun ve onun tanrısal ruhu olan ulusun/milletin bütün değerlerin üstünde yer aldığı ve kendinde bir değere sahip olduğu, adeta kendi kendini var eden bir öz olarak tarihi aşkın fakat onun içinde seyreden bir mevcudiyeti haiz bulunduğu akidesidir. Bu akide hutbenin hazırlandığı sosyopolitik şartlara uyarlanır. Toplumsal barış retoriği ise modern toplumun endüstri odaklı işleyişinin ne pahasına olursa olsun korunması, aksamasının önlenmesi amacına matuftur. Her türlü menfaat bu işleyişi bozmadan veya bozulmasına neden olacak herhangi bir müdahale, söylem, tutum icra etmeden aranmalıdır. Yani oyun kurallarına göre oynanmalıdır. Oyunun daimi ve en ziyade kazananının burjuva ve onlarla ortaklık üzere olan politikacılar olması ise tesadüf değildir.

Yorumlar
Yorum Gönder